18 Mayıs 2012 Cuma
Erhan
19 Mayıs’ın adı yok
Çok Maaş İyi Değil...
Nevir

Melisa Kohen / Haberinyeri

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

12 Eylül Üzerine...

12 Eylül 2011 Pazartesi 20:55

12 Eylül'ün Türk siyasi tarihinde anlamı oldukça büyük. Türk siyasi tarihinin belki de en ağır travmasının yıldönümü. Gerek siyasi gerek sosyolojik olarak o tarihten sonra bir daha hiç bir şey eskisi gibi olmadı.
 
12 Eylül vahşeti toplumun bir çok kesimini mağdur etti. Siyasi, sosyolojik ve en çok da ekonomik olarak herkes bir şeyler kaybetti, herkesin cebinden bir şeyler çalındı yabancı sermaye ve yerli büyük sermaye grupları dışında. Çünkü 12 Eylül tam da onların çıkarları doğrultusunda yapılmıştı.
 
Siyasi açıdan bakıldığında da sistemin bütün aktörlerini vurdu bu darbe. Yalnızca solcuları vurduğunu söylemek doğru olmaz ancak en kötü muameleyi, işkenceleri ve cinayetleri de sol kesimin yaşadığı yadsınamaz bir gerçek. Bugün o dönemi fiilen yaşamayan bizler bile o dönemin getirisi sisteme ve travmalara mahkum olduk.  Her ne kadar Amerikalıların bizim çocuğu Kenan paşa bir sağdan bir soldan alıp vurdum kellesini dese de 1 sağdan 3 soldan aldığını hem dönemin tanıkları hem kayda geçen istatistikler doğruluyor. İşte bu yüzden sosyolojik travmayı en çok sol kesim yaşadı bugün hala en ağır şekilde yaşamaya devam ediyor.
 
Peki darbeyi yapan kurum bu durumdan ne fayda sağladı? Hiç bir fayda sağlamadı tam tersine bu darbenin en çok zarar verdiği kurum da TSK oldu hem itibar hem de güç ve konum açısından; beş darbeci generalin kendilerine ve ordunun çıkarlarına yönelik düzenlemelerine rağmen! Başta son derece tezat gelebilir bu durum ama sadece dar bir çerçeveden baktığımız için resmin bütününü göremiyoruz. Bu darbe sonucunda ordunun geleneksel mevzilerinin yitirilmesinin önü açıldı.
 
Bu ülkedeki sınırlı da olsa aydınlanmayı temsil eden Cumhuriyetin kurulması ve 27 Mayıs 1960 Devrimiyle kazandıkları mevzileri bir anda kaybederek sivillere kaptırmanın yolu da açıldı. Tabi buradaki sivil Batıdaki burjuva anlamdaki sivil siyasetçileri ifade etmiyor üniformasız, kalbi general ruhu amiral ve daha tehlikeli sivil militaristleri ifade ediyor. Bu sayede iktidarlarını ve güçlerini günden güne kaybettiler. Ordu kendi bindiği dalı kesmişti bir yerde bu darbeyle  kapalı "yerli malı" sistemi yıkıp liberal pazar ekonomisine kapıları açarken.
O ordunun temeli tam da bu ekonomik sisteme dayanıyordu;
- Devletçi
- Otoriter
- Pazarı kontrol altında tutan...
 
12 Eylül bunları yıkmadı mı sonuçta?
O halde kimin iktidarını yıktı en çok ve kime siyasi anlamda en büyük zararı verdi?
Ordunun 27 Mayısta pekiştirdiği iktidarına
Ve onun ideolojisi Kemalizm’e...
 
İşte bu çerçeveden olaya baktığınızda bile 12 Eylül'ü Kemalizm'e bağlamanın ve 12 Eylül'ün yarattığı travmayla bu darbeyi bir Kemalizm reaksiyonu olarak tanımlamak baştan aşağı mantıksız bir bakış açısı. Kemalist kesimin de 12 Eylül'de yaşadıkları katliam ve zulümleri hesaba katarsak bu noktayı daha da anlaşılır hale getirmiş olacağız kanımca.
 
Bir de bir başka yönü var olayın.
12 Eylül gelmese de devlet  aynı işi yapmaz mıydı özel hal kanunlarıyla?
Çok rahat yapardı hem de hiç zorlanmadan ama asılolan ve gözden kaçırdığımız 12 Eylül'ün siyasi ve sosyolojik sonuçlarından çok daha önemli olan ve darbenin baş nedeni olan ekonomik yönü.
 
Darbe sonrası dünyadaki kaotik kriz ortamında küresel kapitalizme yeni manevra alanları açılıp kamu mülkiyeti kavramı planlı bir şekilde bir bir yıkılırken küresel sermaye için Türkiye adeta bir altın madeniydi. Bu tıkanıklık içinde bocalayan küresel sermaye özelleştirme uygulamalarıyla kendine yeni cepheler açmaya başlamıştı ve o cephelerden belki de en önemlisi  Türkiye idi. Bunu da Amerika'nın bizim çocuğu Kenan Evren ve arkadaşları sayesinde kanlı olarak gerçekleştirmeyi başardılar.
 
Bu tarihten sonra Türkiye neoliberal ekonomi politikaları ve serbest pazar ekonomisinin sonucunda küresel sermaye için bir cazibe merkezi haline geldi. Bütün özelleştirme adı altında ülkenin can damarı KİT’lerin de yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi bu tarihten sonra oldu. Karşısında da 68 kuşağının antiemperyalist yurtsever devrimcilerinin tarihte görülmemiş bir zulüm ve katliamla yok edildiği ve onun yerine apolitik, hiç bir şeye sesini çıkarmayan bir halk olunca operasyonun ne kadar başarılı olduğunun da altını çizmek gerekir.
 
Siyaset tarihindeki önemli olayların siyasi ve sosyolojik sonuçları çok ağır bastığından ekonomik sonucuna çok önem vermez insanlar ancak olayların ana ekseninde her zaman ekonomik sebepler olduğu için asılolan ekonomik sonucudur ve yaşananları daha iyi tahlil etmemizi ekonomik veriler sağlar.
 
12 Eylül'e de bu açıdan bakmak gerekiyor. Ekonomik modelle hesaplaşmadan 12 Eylül ile hesaplaşılmaz. Özellikle de 12 Eylül meyveleriyle!
 
12 Eylül terörü Akp eliyle vücut değiştirerek sürüyor; üniforma ve postal çıktı yerine cübbe ve takunya geldi ama özünde değişen bir sey yok. 12 Eylül meyveleri RTE ve AKP hükümeti 12 Eylül'ün mirasını taşımanın hakkını her gun daha iyi veriyor. Sahte solcusu, liboşu, dincisi yobazı da ordu fobisiyle bu terörü alkışlıyor. Bunu bugün çok daha iyi anlıyoruz; 12 Eylül bir darbeden öte toplumun genetiğini bozan cerrahi bir operasyondur!

evren.jpg

Bu yazı toplam 8662 defa okunmuştur.
Yapılan yorumlardan Haberinyeri.net sorumlu tutulamaz.
YORUMLAR
12 EYLÜL 1980 ne idi, ne değildi?
Serdar Çamurlu
Bence 12 Eylül 1980 darbesi, 24 OCAK 1980'de hükümetin ve sermaye çevrelerinin geçmek istedikleri "altta kalanın canı çıksın" pardon "serbest piyasa ekonomisi" düzeni için engel olan güçlü örgütlü toplumsal muhalefeti ezmek, yoketmek, işçi sınıfı ve tüm emekçilerin kazanımlarını bir kalemde yok etmek, Türkiye'yi dönüştürmek için kullanılan bir SOPA idi.. Başka da bir şey değildi..
26 Eylül 2011 Pazartesi 16:24
Tam doğru değil
Ertuğrul Timur
Daha iyi bir analiz okumamıştım diyenler sanırım esasen bu konuda pek de bir şey okumamış olanlar. Zira çok daha bilimsel gerçek kanıt ve verilere dayalı çok daha isabetli onlarca analiz ciltlerce kitap yazıldı. Bu yazı yer yer doğru saptamaları olmakla birlikte çok büyük yanlışları da içermekte ki malesef kısıtlı yorum alanında bu uzun uzadıya tartışmalara giremiyoruz.
13 Eylül 2011 Salı 01:11
ÜYE İŞLEMLERİ
YORUM_ANALİZ