|
Çağdaş eğitim ve okul kütüphanesi
15-11-2008 20:24
Yaşanan hızlı toplumsal, ekonomik ve teknolojik değişme ve gelişmelere uyum sağlayabilmek ve bunları etkin bir biçimde yönetebilmek, 21. yüzyıl insanı için zorunluluktur. Toplumun ve bireyin bu gereksinimlerine yanıt verecek olan çağdaş eğitim sistemlerinde de, bireye temel fikir ve değerleri kazandırmak, gerektiğinde her türlü bilgiye ulaşabileceği yol ve yöntemleri öğretmek ve erişilen bilgiyi sentezleme/değerlendirme yeteneğini kazandırmak esas alınmalıdır. Paulo Freire “bankacı model” adını verdiği geleneksel eğitimde, öğrencileri doldurulması gereken bidonlara benzetir. Bu modelde öğretmen, bidonları ne kadar çok doldurursa, o kadar iyi bir öğretmendir. Bidonlar ne kadar hareketsizse, doldurulmalarına izin veriyorsa, o kadar iyi öğrencidir. Öğretmen öğrenme sürecinin öznesi, öğrenciler nesnesidir.
Geleneksel eğitimde, eğitilenin edilgen rolü, çağdaş eğitimde aktif, katılımcı hale dönüşür ve etkileşim sonucu eğitim süreci işler. Çünkü çağdaş eğitim bireyi, düşünen, sorgulayan ve araştıran etkin bir kişi olarak yetiştirmeyi amaçlar.
Bilginin önem kazanması, bireysel ilgi ve farklılıklara önem verilmesi, öğrenmeyi öğrenmenin önemi, bilgi kaynaklarının artması, çağdaş teknolojinin kullanılması gerekliliği ve eğitimin araştırmaya ve incelemeye yönelik biçim alması okul kütüphanelerini eğitim sürecinde aranılan temel gereksinim durumuna getirmiştir.
Okul kütüphanesi hem öğrenciye, hem de öğretmene katkı sağlayan kurumdur. Öğrenmeyi öğrenmenin merkez alındığı çağdaş eğitimde, kütüphane sağladığı demokratik öğrenme ortamıyla farklı algılama ve anlama yetilerine sahip öğrencilere kendi hızlarında öğrenme olanağı sunmaktadır. Bu açıdan, çağdaş eğitimin öngördüğü amaçların gerçekleştirilmesinde öğretmenin elindeki en önemli eğitim araçlarındandır. Öğretmen, bu aracı kullanarak hem kendini geliştirme olanağı bulur, hem de öğrencinin araştırarak öğrenmesini, öğrendiklerini pekiştirmesini ve öğrenmeyi sürdürebilmesini sağlamış olur.
Çağdaş eğitimin öngördüğü, ilke ve amaçları gerçekleştirmek üzere örgütlenen okul kütüphanesinin işlevsel bir hizmet sunabilmesi, onun her düzeydeki eğitimin yöneldiği amaçlara ulaşmada en etkili araçlardan biri olduğunun içselleştirilmesine bağlıdır. Bu gerçekleştirilemediği sürece işlevsel bir kütüphane hizmeti örgütlenemez. İşlevsel bir kütüphane hizmeti olmadan da, çağdaş eğitim etkinliğinden söz edilemez.
Okul kütüphanesi hizmeti için bina, bütçe, personel ve derme gereklidir, ama yeter koşul değildir. Kütüphanenin belirtilen öğeler açısından çağdaş standartlara sahip olması, onun okul sisteminin organik parçası olduğunu göstermediği gibi, öğretim programlarının kütüphaneyle bağ kurarak yapılandırıldığını da göstermez.
Eğitim-kütüphane ilişkisinin kurulduğu en somut yer, öğretim programlarıdır. Öğretim programlarıyla kütüphane arasında bağ kurulmalıdır. Değişik hız ve yollarla öğrenebilen öğrenciler için okul kütüphanesi ideal bir öğrenme ortamı sunar. Bu nedenle, eğitim teknolojisindeki gelişmelerle okul kütüphanesi, bir araç olarak görülmüştür. Kütüphaneci, bu aracı öğretmenle işbirliği yaparak en etkin biçimde yaşama geçirecek kişidir. Aksi takdirde, eğitim–kütüphane ilişkisi kurulamaz, kütüphane de göstermelik bir kurumdan öteye geçemez. Kütüphanenin çağdaş eğitimin bir parçası olarak algılanması için, öğretmenin bu algılanışa somut olarak katkıda bulunması dahası devletin bu konunun yasal dayanaklarını hem öğretim programıyla, hem de yasa ve yönetmeliklerle sağlaması gereklidir.
OKUL KÜTÜPHANELERİ
Türkiye’de okul kütüphaneleri, okul programlarında 1913 tarihinden bu yana yer almaktadır. Tüm gelişmeler gibi, okul kütüphaneleri alanındaki gelişmeler de Cumhuriyet Dönemi’nin ürünüdür. Ancak okul kütüphanesi, yasa, plan ve öğretim programlarında eğitimin ayrılmaz bir parçası olarak henüz yer almamaktadır. Özellikle 1980-2000 arasında okul kütüphaneleri alanında, yazınsal katkılar dışarıda bırakılacak olursa, neredeyse bir durma yaşanmıştır. Bu durum, okul kütüphanelerinin eğitim sürecindeki katma değerinin yeterince anlaşılamamış olmasıyla ve kütüphane-eğitim ilişkisinin hükümet programlarının öncelikleri arasında yer almadığıyla açıklanabilir.
Okul kütüphanelerinin Türk Milli Eğitim Sistemi içindeki algılanışını gösteren, yasa, kalkınma planları, milli eğitim şuraları ve yönetmelikler de kütüphanelere yönelik kimi ifadeler ve düzenlemeler bulunmaktadır. Ancak bunlar işlevsel bir okul kütüphanesi ortaya çıkaracak nitelikte değildir.
İlköğretim programında yer alan ders içeriklerinde eğitim-kütüphane ilişkisi kurulamamıştır. Ayrıca bu programlarda, araştırma olgusu üzerinde sürekli durulmasına karşın öğrencilere araştırma yöntemlerini öğreten etkili ve sistemli bir program yoktur. Bu bulgular, Türkiye’de ilköğretim programlarında kütüphaneleri bir eğitim aracı olarak algılayan eğitim anlayışının benimsenmediğini ortaya koymaktadır.
Örneğin, ödev yönetmeliğini yaşama geçiren öğretmendir. Fakat, ilköğretime öğretmen yetiştiren okullarda uygulanan öğretim programlarında, öğretmenlerin bilgi okur-yazarı olmasını sağlayacak bir ders yer almamaktadır. Bu nedenle ödev yönetmeliğinin yeniden gözden geçirilmesi ve çağdaş eğitimde önemli bir işlevi olan araştırma olgusunun öğrencilere kazandırılabilmesi için eğitim sürecinde kütüphanecilerden yararlanılması ve öğrencilere bu becerileri kazandıracağı düşünülen öğretmen adaylarına bu konuda eğitim verilmesi kaçınılmazdır.
Çağdaş okul kütüphanesi olgusunun Türk Milli Eğitim Sistemine entegre edilmesi, 100 temel eserin çok ötesinde çalışmalar gerektirmektedir!
Kaynakça
Aydın, Atakan. Okul Kütüphanesinin Çağdaş Eğitime Katkısı ve Yasal Dayanaklar Açısından Türkiye’de Durum, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2004.
Atakan Aydın, Kütüphaneci
31 defa okundu.
Habere Yorum Ekle |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
Anket
|
|
Chp Esenyurt Belediye Başkanı Kim Olmalı?
|
|
|