Bu sefer kesin İstanbul ’da
12-07-2008 18:54
Tiga’nın adını Türkiye’de 2004’teki Rock’n’coke’a geleceği söylenince sık duymaya başlamıştık. Fakat 2004’te bir şekilde gelemedi. Daha sonra 2006 yılında köpeğinin sol kolunu ısırması yüzünden yine bir organizasyona katılamadı. “Bu sefer kesin İstanbul’dayım” diyen, dört senedir dört gözle beklenen Tiga’nın birçok bilindik parçaya yaptığı yeniden düzenleme çalışmalarını dinlemek için bekleyen istekli elektronik müzik tutkunları var. Tomas Andersson’nun “Washing Up”, Scissor Sisters’ın “Comfortably Numb” ve Soulwax’ın “E-Talking” parçalarına yaptığı remixlerle tanınan Tiga, Nelly’nin “Hot in Herre”, Public Enemy’nin “Louder than a Bomb”, Felix Da Housecat’in “Madame Hollywood” ve 80’lerin gözde isimlerinden Corey Hart’ın “Sunglasses at Night” parçalarına yaptığı coverlarla (yeniden düzenleme) son dönemde tüm dünyada üne kavuştu. Scissor Sisters, Rihanna, Rufus Wainwright, Timbaland gibi sanatçılarla birlikte yer aldığı AIDS’le savaş için düzenlenen projeye yaptığı “My Name Is Tiga (Fashion Against Aids)” adlı podcast* çalışması ve tasarladığı tişört ile katılan Tiga’yla bu akşam sahneye çıkmadan önce konuştuk.
20’Lİ YAŞLARA DÖNÜŞ
Elektronik müziğin dünyadaki yayılımı hakkında neler düşünüyorsunuz? Sahnedeyken binlerce insanın çığlık çığlık dans etmesi size neler hissettiriyor?
Elektronik müziğin dünyanın dijitalleşmesiyle daha da genişleyeceğini düşünüyorum. Bu dijitalleşme genişledikçe müziğin içindeki ruh azalır mı onu bilemiyorum. Yaratmak zaten başlı başına değişik bir his. Müziğimle insanları dans ettirebilmek, onların eğlendiklerini görmek gerçekten kendimi genç hissetmemi sağlıyor. Sanırım her sahneye çıkışımda 20’li yaşlarıma geri dönüyorum.
Daha önce iki kez Rock’n’coke konserlerini son anda iptal etmiştiniz. Şimdi büyük bir kitle sizi dinlemek için hevesle bekliyor. Bu sizi heycanlandırıyor mu? Daha önce Türkiye’de konser vermeyişinizin nedenleri nelerdi?
Açıkçası ilk geleceğim söylenen zamanda ben onay dahi vermemiştim. Ama yine de adımı açıkladılar. Neden böyle yaptılar bilmiyorum. Ama ikinci sefer de gerçekten başıma gelen olay Türkiye’ye gelip çalmama engel oldu. Herkesin artık benden bile iyi bildiği köpeğimin beni ısırması yüzünden gelemedim. Festival programına dahil olmak ve binlerce insan tarafindan beklendiğini bilmek inanılmaz güzel bir motivasyon benim için. Beni çağıran festival yetkilileri gerçekten profesyonel bir ekip ve gelişim için de herşey hazırlanmış durumda. Bu sefer kesin İstanbul’dayım!
Corey Hart’ın ‘Sunglasses at night’ parçasından Nelly’nin ‘Hot in here’ parçasına kadar birçok cover çalışmanız var. Cover ya da remix yapacağınız parçaları nasıl seçiyorsunuz? Parçanın orijinal sahipleri parçaları sizin versiyonunuzla dinledikleri zaman ne tepki veriyorlar?
Remix’in doğası, aslına baktığınızda size o parçayı dinlediğinizde aklınıza neler getirdiği ve onu başka şekilde nasıl duymak istediğiniz gerçeği üzerine kurulu. Bazı parçalar var, gerçekten yeniden yaratmak sizi dünyanın en mutlu kişisi yapıyor ama bazı parçalar da kendine dokundurtmuyor. O zaman orijinal hali ebediyen kalmalı diye düşünüyorsunuz. Remix talepleri geldiğinde -bir parçayı sipariş üzerine yapmadığım için- önce bana ve sounduma uygun olup olmadığına karar veriyorum. Sonrası zaten kolay ve zevkli. Parça sahipleri de hep mutlu oluyor.
‘Fashion against AIDS with H&M’ projesinden de biraz bahseder misiniz?
Projeyi bana ilk sunduklarında hemen kabul ettim, çünkü bu tür hayır işleri, yaptığınız işin tamamlayıcısı oluyor. Dünyaya yaptığınız katkı kendini tamamlıyor. Belli bir adınız varken AIDS’e karşı savaşan bir projede yer aldığınız zaman daha büyük kitlelere ulaşabiliyorsunuz. Proje için tişört tasarladım ve gelirleri ilgili vakıflara aktarılıyor. Ayrıca yapılan tüm bu tanıtımların yanında bir de bu projeye özel podcast hazırladım.
Belli bir popülariteye ulaştınız. Yurt dışında da müzik piyasasında belli bir yer edinmenin zorlukları var mı?
Benim şansım Kanada’da olmam. Buradan bütün bu kargaşanın dışında kalarak dünyayı izleyebiliyorum. Belki de bu karmaşanın tam ortasındayım ve bu karmaşanın devam etmesi için her zaman daha iyi fikirlerle ortaya çıkmak zorundayım. Ben hem DJ, hem prodüktör, hem palk şirketi sahibi, hem de genel anlamda sanatçı olarak bütün bu zorlukları en aza indirgenmesi için çalışıyorum; çalışmaya da devam edeceğim.
TIPKI YEMEK GİBİ...
Elektronica Festival İstanbul’da ilk kez söyleyeceğiniz parçalar var mı?
Var. Ama çaldığım zaman dinlersiniz.
Elektronica Festival İstanbul sonrası programınınzda neler var? Üzerinde çalıştığınız yeni projeler, yeni parçalar, CD çalışmaları var mı?
Bu yaz turnedeyim, ve yeni bir albüm üzerinde çalışmaya devam ediyorum. Hep söylediğim gibi benim için en önemli olan yeni fikirler bulmak ve bunu en şaşırtıcı haliyle dinleyiciye sunmaya devam etmek. Haberler ve kesin planları duyurmak için henüz erken olduğunu düşünüyorum. Single, albüm, mix cd, remixler zaten benim için artık tıpkı yemek gibi hayatımın her an içinde.
* Podcast sözcüğü “iPod Broadcast/Yayın” kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor. Dijital müzikçalar sektöründe iPod’ların baskın olması nedeniyle “podcast” olarak dillere yerleşen sözcük, aslında tüm dijital müzikçalarlarda dinlenebilen internet üzerinden indirilen sesli veya görüntülü dosya anlamına geliyor.
Cumhuriyet
25 defa okundu.
Habere Yorum Ekle |
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
Anket
|
|
Mahalle Baskısı Hissediyor musunuz?
|
|
|