Aihs ve Aihm’ye aykırı
20-07-2008 02:27
Ergenekon soruşturmasıyla gündeme gelen “gizli tanık” uygulamasında, “sorgulama ve yüzleşme” olmamasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının ihlali anlamına geleceği belirtildi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin gizli tanık konusundaki kararlarını inceleyen Ankara Barosu’ndan avukat Sedat Vural’ın yaptığı çalışmaya göre bu hak, AİHS’nin “Adil Yargılanma Hakkı” başlıklı 6. maddesinin 3. fıkrasının sanık hakkını düzenleyen (d) bendinde “İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağrılmasının ve dinlenilmesinin sağlanmasını istemek” şeklinde hüküm altına alınıyor.
“Brandstetter/Avusturya, Bogers/Belçika 1991” kararına göre AİHS’nin 6. madde uygulamasında AİHM, muhakeme faaliyetinin bütününü göz önünde tutarak gerekli değerlendirmede bulunduğu için, iddia ve savunma tanıkları arasında “sayısal” eşitlik değil, bir “nitelik” eşitliği aradı. Bu bütünlük çerçevesinde, yargılamanın, tez (iddia) ve antitezin (savunma) ileri sürülüp tartışılması bağlamında, adil olup olmadığı yani iddia ve savunma dengesinin korunup korunmadığını araştırdı.
‘Yüz yüzelik’ ilkesi
“Kostovski/ Hollanda 1989, Asch/Avusturya 1991” kararına göre yine AİHM yargıçları, “Savunma hakkı, kural olarak sanığa, bir iddia tanığının beyanını ret ile sanığa, iddia tanığının beyanı sırasında sorular yöneltebilmek için uygun ve yeterli bir fırsatın verilmesini gerektirir” görüşünde birleşti.
“Barbera Messegue et Jabordo/ İspanya 1988. Brandstetter/ Avusturya 1991” kararında, “AİHM’ye göre Sözleşme’nin 6/3 maddesinin (d) bendinin bir sonucu da yargılamanın ‘vicahiliğidir’. Yargılamada ‘yüz yüzelik’ yahut ‘çelişkililik’ ilkesi, özellikle tanıkların dinlenmesinde ‘çapraz sorgulama’ ile önem kazanmaktadır. Bu suretle, iddianın dayandığı kanıtların neler olduğunu sanık bilecek ve böylece suçlama kanıtlarına karşı savunma kanıtlarını sunma hakkını kullanacaktır.
Saydamlık vurgusu
Bu ‘silahların eşitliği’ ilkesinin bir gereğidir.” Yine AİHM’ye göre “Bir tanığın polis, savcı, sorgu yargıcı gibi adli ve idari merciler önündeki beyan ya da ifadesinin, sonradan duruşma sırasında okunması, aslında sözleşmeye (m.6/3-d) aykırı değildir; yeter ki bir ispat aracı olarak bunlardan yararlanılırken savunma hakkı çiğnenmemiş, yani sanık, soruşturmanın ve yargılamanın herhangi bir safhasında tanığa soru yöneltmek (yüzleşmek) yahut onun beyanlarını çürütmek olanağına sahip kılınmış olsun.”
“Pretto et Autres/İtalya 1982, Axen/ Almanya 1983, Helmers/İsviçre 1991” kararlarında AİHM’ye göre “Açık Duruşma, mahkeme önünde hak arayanların kamunun denetiminden uzak gizli adalete karşı korumakta ve mahkemelere olan güvenin muhafazasında da en önemli araçlardan birini oluşturmaktadır. Açık Duruşma, adalet yönetimine getirdiği saydamlıkla, hakkaniyete uygun bir yargılamanın gerçekleşmesine yardımcıdır.”
Doorson davası
AİHM, “Doorson/Hollanda 1996” davasında, maddi ve hukuki imkânsızlıklar nedeniyle, tanığın duruşmada hazır bulundurulması, yahut güvenlik nedeniyle sanıkla yüzleştirilmesi mümkün olmayacağına hükmetti. Böyle durumlarda sağlıklı bir karar vermek için başka ispat ve araçları varsa, sorun olmadığı kararını veren yüksek mahkeme, aksi halde yüz yüzeliğin getirdiği güvenceleri ve savunma hakkının vazgeçilmez gereklerini sanığa sağlamak zorunluluğunun bulunduğuna karar verdi. AİHM, “Kostovski/Hollanda 1989” davasında, polis ve sorgu yargıcına ifade veren ve kimlikleri sanıktan gizlenen iki tanığın duruşmada okunan eski ifadelerine dayanılarak sanığın mahkûm edilmesini, sanığa tanık beyanlarını tartışıp çürütmek, onlara gerekli soruları gerekli zamanda ve uygun şekilde yöneltmek olanağı verilmediği gerekçesiyle sözleşmenin 6. maddenin 3. fıkrasının (d) bendine aykırı buldu.
Cumhuriyet
88 defa okundu.
Habere Yorum Ekle |
|
|
|
Ad: Hamit Bayçın Başlık: ....
"F" tipi hücrelere, gözaltı süreci içinde atılan yurtseverilerin hiç biri AİHM'ye sığınarak hak talep etmeye tenezzül etmedi! Yurtseverlik, milli değerlerimize, devrimlerimize, çıkarlarımıza bağlı yurtseverlik; ilkeli davranmak ve ideal sahibi olmak için, acıları, yalnızlığı ve hatta ölümü göğüsleyebilmek gerekir! Rahat ve konfor içinde, AİHM'den bahsedenler, programlarında AB ve Amerikan çömezliğinden sözedenler; "Biz Atatürk'ün partisiyiz diyerek" vatan savunamazlar! Atatürk'ün partisi; "milli hükümet programı" ve altı oku yeniden ilke edinilerek, vatanı, yeniden Atatürk Devrimleri rotasına sokmayı amaçlayan programlarla, atılımlarla olunur!
Ad: Mahmut Ekrem Başlık: ...
Bırakınız bu düzmece kurumları! Başımıza ne geldiyse AB üyeliği israrı yüzünden gelmiştir! AB üyeliğini programına koymak, Atatürkçüyüm diyen bir partinin Atatürk'e alay etmesi demektir! Atatürk, tüm yaşamıyla Emperyalist'lere karşı ekonomik, bilimsel, sosyal ve askeri güçle; Bağımsız, egemen, laik, üniter olarak varolabilen bir ulus için mücadele etmiştir! Emperyalizm, bugün, onu temsil eden, başta İngiltere, Fransa, Hollanda, Danimarka, Portekiz, İspanya ile Avrupa ve Amerika tarafından tüm dehşetiyle ölüm getiriyor; Genetik, kimyasal, biyolojik, ekolojik marifetlerle, yaptırımlarla kendi dışındaki insanlığı, sistematik soykırımlarla, katliamlarla yok etmek; Psikolojik ve askeri savaşlarla milletleri parçalamak, dağıtmak, asimile etmek ve böylelikle topraklarını ve kaynaklarını ele geçirmek istiyor! Bu gayet açık ve net olarak, zaman zaman statejilerini, planlarını ele veren ifşaatlarla, kapalı kapılar arkasındaki Bilderberger ve Mason toplantılarından sızan bilgilerle, CIA ve Mossad kaynaklı belge ve haritalardan oluşan materyalle ifade ediliyor! Milletçe köle mi olacağız, yok olmaya göz mü yumacağız; Yoksa ölümü göze alıp varolmak için savaşacak mıyız? Boş yere ölmek yerine ikinciyi seçeceğimize göre; Amerika ve AB'ye karşı net, kesin tavır koyarak, içerideki eşbaşkanına ve uşaklarına da karşı etkili bir yurtsever mücadele organize etmek gerekiyor!
Tüm Yorumlar |
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
Anket
|
|
Mahalle Baskısı Hissediyor musunuz?
|
|
|