|
Sporu tribünden izliyoruz
19-11-2008 01:47
Gazetemizin Ankara temsilciliği tarafından bu yıl ilk defa düzenlenen ve geleneksel hale getirilecek “Türk sporu nereye koşuyor?” toplantısında, son dönemlerde Türk sporunda yaşanan gelişmeler masaya yatırıldı. Toplantıda, Türkiye’nin sporda başarı sağlayabilmesi için zamana ihtiyacı olduğunu söyleyen Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay, Türk sporunun gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığına dikkat çekti. Atalay, çözümü ise “Sporu okullara sokmamız lazım. Ayrıca sporu yaşamımızın içine koymamız da gerekiyor. Biz sporu tribünden izlemekle yetinmemeliyiz” sözleriyle açıkladı. Gazetemizin Ankara temsilcisi Mustafa Balbay, yazarımız Ali Abalı, Gençlik ve Spor Genel Müdürü (GSGM) Mehmet Atalay, Okçuluk Federasyon Başkanı Abdullah Topaloğlu, Halter Federasyon Başkanı Hasan Akkuş, Masatenisi Federasyonu Başkanı Oktay Çimen ve spor muhabirimiz Sevil Arınan’ın katılımıyla, gazetemiz Ankara temsilciliğinde gerçekleştirilen “Türk sporu nereye koşuyor” konulu toplantıda, Türk sporunun geldiği nokta, spora ayrılan bütçe, spor kültürü, okullardaki spor, altyapı, toplumun spora bakışı ve Pekin Olimpiyat Oyunları ele alındı. Toplantımıza yayınlamakta güçlük çekebileceğimiz düşüncesiyle Pekin Olimpiyat Oyunları’na katılan 3 federasyonu davet ettik.
Sıfırdan ele almak şart
Uzun yıllar atletizmle ilgilenen ve 5 bin - 10 bin metre kategorilerinde piste çıkan, atletizmde 6 altın madalya sahibi Ankara temsilcimiz Mustafa Balbay, gazeteciliğe başlamasıyla birlikte, spor yaşantısını da devam ettiğini söyledi. Federasyonların bir bölümünün olağan genel kurulunu gerçekleştirdiğini belirterek toplantıyı başlatan Mustafa Balbay, Gençlik ve Spor Genel Müdür Mehmet Atalay’ın 2 olimpiyat gören tek genel müdür olduğunu da anımsattı.
- Mustafa Balbay: Türk toplumu sporla ne kadar sporla iç içe?
- Mehmet Atalay: Türkiye’deki spor kültürünü, Batı yani gelişmiş ülkelerle kıyasladığımız zaman, onların bir hayli gerisinde olduğumuzu görüyoruz. Ülke olarak sporu daha çok tribünde izleyen bir kitleyiz. Aslında tribünden izlememeliyiz. Özellikle performans sporuyla ilgilenen sporcularımızın sayısı az. Spor yapmayı yaşam tarzı haline getiren insan sayısına baktığımız zaman ise onun da gerçekten az olduğunu görüyoruz. Onun için bizim her şeye baştan başlayıp, sporu sıfırdan ele almamız gerekiyor. Avrupa’daki 33 ülkenin spor yapısını inceledik. Onun için öncelikle sporu okullara sokmamız lazım. Sonrasında sık sık spor organizasyon yapmak, antrenman olanaklarını arttırmak ve ailerle bire bir iletişime geçmek, sporun yaşantımızın içine yerleştirmek gerekiyor. Bu anlamda ben hızlı yol aldığımızı düşünüyorum. Türkiye baştan başa spor ülkesi olacak ama epeyce zamana ihtiyacımız var. Okullardaki beden eğitim ve spor dersinin yanında çocuklarımıza, spor kültürü, fair play, spor ahlakı, spor kuralları ve olimpizm derslerinin de okutulmasını gerekiyor. Ancak bu şekilde, sporda gelişme kaydeden ülkeleri yakalayabiliriz.
Türk insanı sporla barışık
- Mustafa Balbay: Peki Türk insanı sporla ne kadar barışık?
- Mehmet Atalay: Seyirci olarak evet sporla barışığız. Sayısal olarak elimizde herhangi bir veri yok ama göreceli olarak, değerlendirme yaparsam; Türk halkı sporu fazlasıyla seviyor. Ama spor yapan insan sayısı ile nüfusumuzu kıyasladığım zaman oranın çok düşük olduğunu görüyorum. Sevindirici olan ise ülkemizin en muhafazakâr yörelerinde bile aileler, çocuklarını kendi elleriyle spor yapmaya götürüyor. Özellikle voleybol, jimnastik, masatenisine olan katılımın arttığını görüyoruz. Ciddi bir gelişme söz konusu. Zaten madalya sayısına baktığım zaman ciddi anlamda bir gelişme kaydettiğimiz de ortada.
- Hasan Akkuş: Burada bir ekleme yapmak istiyorum. Halter sporu 4 yıl önce
1 okulda yapılırken, şu an 30 ilköğretim okulunda yapılıyor.
Bütçedeki pay 426 milyon YTL
- Mustafa Balbay: Bütçeden
spora ayırılan pay nedir?
- Mehmet Atalay: Örneğin bu yıl bütçeden GSGM’ye 426 milyon YTL aktarıldı. Bu rakam yıl sonuna kadar 500 milyon YTL’yi buluyor. İddaa oyunları başladığından bu yana Spor Toto’nun, Türk sporuna çok büyük katkısı oldu. İddaa oyunuyla birlikte 980 milyon YTL civarında bir para spora kaynak olarak geldi. Bütçemizin bir kısmını da federasyonlarımıza organizasyon yapmaları için veriyoruz. Yanı sıra valiliklerle ve belediyeler de, spora kaynak aktarıyor. Yani Türkiye’de spora olan katkının yıllık kaynağını 1 milyon YTL olduğunu düşünüyorum. Devamında da 2020 Olimpiyatları’nı Türkiye’de yapıp, başarı olarak ilk 5 ülkenin arasına girmeyi gerçekleştireceğiz. Olimpiyat düzenleyen ülkeler başarı sıralamasında her zaman ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Bu noktada başarı için uzun vadeli, sağlıklı ve sistemli çalışma karşımıza çıkıyor. Örneğin Avusturalya baştan başa bir spor ülkesi oldu. Bütün kentlerinde bunu görmek olanaklı. Yüzmeden yerel sporlara, olimpik branşlara kadar fazlasıyla gelişme kaydetti. Ama Avusturalya bu noktalara gelmek için tam 40 yıl harcadı.
- Hasan Akkuş: Aslında spor kültürü, yaşamın kalitesiyle ilgili. İnsanların gelir seviyesi yükseldikçe, spor yapma alışkanlığı artıyor. Bu da spor yapan insan sayısını arttırıyor. Ülkemizde gençlerin ve çocukların katılımı az. Bu katılımın azlığı ise eğitim sistemizden kaynaklanıyor. Çocuklarımızın önünde öyle büyük engeller var ki, okulun dışında kalan zamanlarda bile çeşitli sınavlara hazırlanıyorlar. Sürekli bu kaygı var. Eşim ve ben sporla iç içe olmamıza karşın, iki çocuğum okullarının yoğunluğundan dolayı spor yapamıyor. Yanı sıra sosyal aktiviteye katılacak alanlar bile yok. Avrupa’yı incelediğimiz zaman liselerdeki danışmanların, öğrencileri meslek konusunda yönlendirdiğini görüyoruz. Yurtdışındaki öğrencilerin, üniversitede okuma gibi bir kaygısı yok. Yanı sıra eğitim sistemleri de bizimki kadar ağır değil. Çocuklar sınavdan sınava koşmuyor. Bizim önümüzdeki en büyük engel bu yeni mevcut eğitim sistemi çocuklarımızın önünü tıkıyor. Yoksa katılım her geçen gün artıyor.
- MUSTAFA BALBAY: O halde halter de gelinen nokta ile devam edelim...
- Hasan Akkuş: Şu an 40’dan fazla ilimizde halter yapılıyor. Bizim federasyon olarak en büyük amacımız okullara girmekti. Şunu açıklıkla söylemekte yarar var, bütçe azlığı gibi bir sıkıntımız yok. Halteri öğretmek isteyen beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin okullarına en az 10 bin dolarlık halter malzemesi gönderiyoruz. Haltere başlanılsın diye hemen destek oluyoruz. Amacımız halterin, herkes tarafından yapılabilen bir spor dalı haline getirilmesidir. Bir de şunun farkındayız ki küçük illerimizdeki çocuklarımızın spordan başka kurtuluşu yok.
35 defa okundu.
Habere Yorum Ekle |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
Anket
|
|
Chp Esenyurt Belediye Başkanı Kim Olmalı?
|
|
|