23 Şubat 2012 Perşembe
Hükümet politikası gizli olmaz
Telekulak rekor kırdı
Deve Kini...
Fahiş’e hata
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ABD istihbarat vermediyse kim?
28 Ocak 2012 Cumartesi 05:21

ABD istihbarat vermediyse kim?

Ruhat Mengi yazdı...

Bay Ricciardone, ABD’nin Ankara Büyükelçisi, “Uludere istihbaratını ABD’nin vermediğini” açıkladı.. “Uludere’de predatörler var mıydı” sorusuna ise “sır korumak gerektiğini” söyleyerek cevap verdi.. Korusun bakalım, zaten ABD’nin her yaptığı sır, mesela “terör ve istihbarat konusunda bundan sonra daha da yakın ilişkide olacağız, daha çok destek vereceğiz” açıklamasını yapmalarından üç beş gün sonra bir saldırı ya da Uludere gibi bir olay gerçekleşiyor. “Nerede kaldı sizin müthiş istihbarat” diye soruyorsunuz, cevap “sır”.. Veremiyorlar!!

Şimdi, istihbaratı ABD vermediyse, kim verdi? Bu soruyu herkes sorabilir, cevabını duymak da herkesin hakkıdır. Çünkü aradan yıllar geçse de “Dersim olayı” gibi dosyalar yeniden açılıyor, o sorular “derin devlet” veya “kim yaptı” tartışmalarıyla alevleniyor. Yıllar sonra öne sürülen iddialar da tam cevaplanamayıp, isteyen istediği gibi tarih yazıyor.

SORU ‘MUHALEFET’İN DEĞİL, HERKESİN!

Soru doğal olduğu için elbette muhalefet partileri de, CHP de, MHP de, BDP de soruyorlar. O zaman bir hükümet üyesi veya Başbakan’ın kendisi çıkıp “Bakın işte CHP ve MHP, BDP ile yan yana” diyor. Hatta bu da yetmiyor; “PKK ile aynı soruları sordukları” filan söyleniyor.

Bu hiç de dürüst bir siyaset yöntemi değil ve özellikle “referandum öncesinden başlayarak” sık sık yapılmakta.. Aynı şey örneğin ana muhalefet partisi CHP “İHL’lerin düz lise ile aynı şartlara getirilmesi, katsayının kalkması” konusunda soru sormuşsa (ki sorar elbette, adı üstünde, görevi, muhalif gözle gerekli eleştirileri dile getirmektir) bu kez “din” üzerinden yapılıyor.

DİNDAR YETİŞMESİN Mİ?

Hiç ama hiç alakası olmamasına rağmen, hemen “Bunlar dindar öğrenci yetişmesin istiyorlar” popülizmi çıkıyor ortaya.. Seçim dönemlerindeki gibi gerçekler saptırılıyor, olayları dikkatle izlemeyen kesimler yanıltılıyor.

“19 Mayıs törenlerinin kaldırılması” konusunda bile yapıldı, sanki bu girişim sadece muhalefet partisi liderlerini rahatsız etmiş gibi “Madem ki Kılıçdaroğlu ile Bahçeli 19 Mayısları çok seviyorlardı, şöyle de yapsalardı, böyle de yapsalardı” benzeri konuşmalar duyuldu. Oysa 19 Mayıs’ı ve diğer milli bayramları yalnız onlar sevmiyor, milyonlarca vatandaş aynı duyguları paylaşıyor.

Bu tür, gerçeklerden uzak ve yanıltıcı konuşmalar tamamen “siyasi istismar” sayılır ve hangi iktidar partisi olursa olsun bunu yapmamalıdır.

Tabii dinleyenlerin de “ne kastedildiğini anlamaya çalışarak, dikkatle” dinlemesi lazım, masal değil çünkü.. Uludere olayı açıklığa kavuşmalıdır!

Kaynak:
Yapılan yorumlardan Haberinyeri.net sorumlu tutulamaz.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
YORUM_ANALİZ