22 Mayıs 2012 Salı
‘Anne’ gözüyle Silivri tutukluları!
İşte AKP tablosu
Rekorla yeniden başkan!
İnce: Bakanlarını niye sattın
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Acıları türkülerine sinmiş şehir Erzincan
18 Şubat 2012 Cumartesi 18:40

Acıları türkülerine sinmiş şehir Erzincan

Bu hafta Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ve sanatçı Sevcan Orhan ile sevmekten ve kardeşlikten korkmayan cesur insanların memleketi Erzincan’dayız.

Ve bu şehrin acı geçmişinden, güzel insanlarından, eşi benzeri bulunmaz lezzetlerinden, coşkuyla devam eden geleneklerinden konuşuyoruz.

BİNALİ YILDIRIM

Plakası 24, insanları da 24 ayar

 

Sohbetimiz bittiğinde artık bir devlet adamı değil bambaşka bir Binali Yıldırım duruyor karşımda. Yıldırım duygularını, memleket sevgisini ve bağlılığını yitirmemiş ender insanlardan. Çocukken yaz tatilleri hasatla, harmanla ve tarla işleriyle geçirirmiş. Güneşten ve işlerin yoğunluğundan bunaldığında da kimseye görünmeden uzaklaşıp, hayal dünyasının kapılarını aralarmış. Uçsuz bucaksız gökyüzündeki uçaklara bakıp hayallere dalar ve biraz daha fazla görebilmek için sırt üstü toprağa uzanırmış. Mutlu, rahat bir çocukluk geçirmiş. Öğretmeni dedesine “Bu çocuk çok zeki. İstanbul’a götürün, ortaokulu orada okusun” deyince de İstanbul perdesi aralanmış ve amcalarla büyük kente adım atmış. “Müthiş bir şeydi” diye nitelendirdiği denizle de ilk kez tanışmış. Ama sonuç tam bir hayal kırıklığı, uyum sağlaması pek kolay olmamış. Tam dokuz zayıf getirmiş. Ama köye dönüp tekrar tarlada çalışma korkusuyla yüzleşince de ikinci dönem bütün zayıflarını düzeltmiş.
Binali Bey yıllar sonra, 40 yaşında evli ve üç çocuk babasıyken eğitim hayatına yeniden dönümüş. Bursla, Avrupa’da iki yıl denizcilik konusunda ihtisas yapmış. Ve en büyük destekçisi de akrabası olan eşiymiş. Çocukken kurduğu hayallerinin hepsi hatta çok daha fazlası gerçeğe dönüşen Ulaştırma Bakanı gökyüzünü ve uçakları halkla buluşturabileceğini o yıllarda hiç düşünmemiş. Memleket denilince aklına ilk olarak 24 rakamı yani Erzincan’ın plaka kodu gelen Yıldırım; “Altın 24 ayar, gün 24 saat, Erzincan’ın plakası 24 ve insanları da altın gibi 24 ayar” diyor. Anadolu insanını Batı ve Doğu’nun özeti olarak görüyor ve 80’lerde İstanbul’a çalışmak için gidenlerin akıl ve kalbinin bir tarafında hep memleketlerinin olduğunu söylüyor. Ve kazandıklarını memleketleri için kullanan Anadolu insanın; doğup büyüdüğü yerleri yaşatmak için büyük çaba gösterdiğine inanıyor. “Erzincanlı acıların insanıdır” diyen Yıldırım; ‘39 depreminden sonra Erzincan’ın yerle bir olduğunu, kentin ve hemşerilerinin çok çile çektiğini ama olgunlaştığını söylüyor. Ve bu acıların türkülere de yansıdığını düşünüyor.
Binali Yıldırım; Anadolu insanının en çok dostluğunu, samimiyetini, doğallığını ve bozulmamışlığını seviyor ve Erzincan’da insanların et ve tırnak gibi ayrılmaz bir kardeşlik içinde yaşadığını, birbirlerinin inanç ve mezheplerine hoşgörüyle yaklaştıklarını söylüyor. Yöre oyunlarının Erzincan’ın kültürünü yansıttığını da güzel bir örnekle açıklıyor: “Oyunlar el ele tutuşularak, birbirine dokunarak oynanır. İzmir’deyse bireysellik ön plana çıkar. Bu fark insanların hayata bakışını yansıtıyor.” Yıldırım’a en az Erzincan kadar sevdiği İzmir’i soruyorum. İzmir’den kabul gördüğü için çok mutlu olan Sayın Bakan; Türkiye’nin özeti niteliğindeki İzmir’in çok kucaklayıcı bir kent olduğunu “Gelenler bir yıl içinde İzmir’in üst kimliğini benimser. İstanbul’a ya da bir başka kente uyum sağlamak bu kadar kolay değildir” diyerek anlatıyor. Binali Bey’e İzmir yemeklerini sevip sevmediğini soruyorum. Evlerinde geleneksel mutfak kültürünün ağırlıkta olduğunu ama kendilerini sebzeye ve zeytinyağlı yemeklere alışmaya çalıştıklarını söylüyor.

Sevcan Hanım’dan babuko pişirip bizi yemeğe davet etmesi ve emekliliğinde Binali Yıldırım’a bağlama çalmayı öğretmesi için söz alıyoruz. Ve Sevcan Hanım’ın güzel sesiyle ‘Uzun İnce Bir Yol’a koyuluyoruz. Binali Yıldırım ve Sevcan Orhan’ın konuk olduğu ‘Aynur Tartan’la Hayat Var’ı bugün 16.00’da CNN Türk ekranlarında izleyebilirsiniz.

SEVCAN ORHAN

Davulsuz, zurnasız düğünlere katılmıyorum

Gencecik, pırıl pırıl yüzlü ve güzel sesli bir Erzincanlı Sevcan Orhan. Sohbet sırasında zaman zaman Binali Yıldırım’a dokunuyor, zaman zaman büyük bir heyecanla söze giriyor. Çok doğal. İstanbul’da doğup büyüse de memleket sevgisi ve bağlılığını yitirmemiş. Dedesi yıllar önce Çayırlı’daki toprağını, evini satarak İstanbul’a göç etmiş. İstanbullu bir çocuk gibi büyümeyen Sevcan Hanım’ın evlerindeki sobanın üstünde ekmek, patates pişer, güğümlerinden sıcak su hiç eksik olmazmış. Toprağına hiç ayak basmadığı dede köyünü gördüğü andaki duygularını tarif etmekte zorlanıyor ve gözleri doluyor. Türkülere sesiyle hayat veren Sevcan Hanım’a “Erzincan türküleri hep çok duygulu. Çok mu dertli Erzincanlılar?” diye soruyorum. Erzincanlılar’ın çok büyük yıkımlardan geçtiğini ama her şeye rağmen tertemiz kaldıklarını ve Anadolu insanın yüreğinin her zaman yanık olduğunu söylüyor. “Halaylarımızın sözlerinde bile ağıt saklıdır” diyor. Hüzünle mutluluğu harmanlayan Erzincanlılar’ın düğünlerinde davulu ve zurnayı eksik etmeyişlerine de dikkat çekiyor. Bu çoksesli geleneğin kaybolmamasını isteyen Sevcan Hanım; şehirlerde davul, zurnasız yapılan düğünlere katılmadığını söylüyor ve insanın aslını inkar etmemesi gerektiğine inanıyor.
 

Kaynak:
Yapılan yorumlardan Haberinyeri.net sorumlu tutulamaz.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
YORUM_ANALİZ