22 Mayıs 2012 Salı
‘Anne’ gözüyle Silivri tutukluları!
İşte AKP tablosu
Rekorla yeniden başkan!
İnce: Bakanlarını niye sattın

Mustafa Mutlu / Vatan

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

‘Beş artı bir’ ve üniversite!

04 Şubat 2012 Cumartesi 06:09

Sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim:

Üniversiteler saatli bomba...

Dünkü gazetelerden “beş artı bir” başlık vereceğim bu korkumun nedenini anlatmak için:

1) Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde kayıt sırasında alınan paraların, Güçlendirme Vakfı’nın kasasına gittiğini yazan Gizem Görnaz adlı öğrenci, 11 ay hapis cezasına çarptırıldı.

2) İstanbul Üniversitesi’nde Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali’nin afişini asan Ahmet Açıkça isimli öğrenci, bir hafta...

3) Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin birincisi Mikail Boz Ekşi Sözlük’te, dekanın hızlı yükselişini anlamadığını dile getiren bir yazı yazdı; bir dönem...

4) Pamukkale Üniversitesi’nin beş öğrencisi de Yüksek Öğretim Kurulu’nu tiyatro oyunuyla protesto ettikleri için bir ay uzaklaştırma cezası aldı!

5) Malatya’da Grup Yorum konserine bilet satmak ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliğine katılmak gibi gerekçelerle haklarında “terör örgütü propagandası” suçundan dava açılan dördü üniversite öğrencisi altı kişi, 1 ile 13 yıl arasında değişen hapis cezalarına mahkûm edildi.

Ve...

Artı 1) AKP’nin AR-GE adlı birimi, Türkiye’nin en seçkin üniversitelerinden ODTÜ’ye bir mektup göndererek, AKP’nin çalışmalarını inceleyen ve araştıran akademisyenlerin ödüllendirileceğini bildirdi. AKP Ankara Milletvekili Reha Denemeç’in imzasıyla gönderilen mektupta, ekte gönderilen afişin öğrencilerin de görebileceği bir bölüme asılması istendi.

***


Uzun uzun anlatmama gerek yok:

AKP iktidarı dokuz küsur yıl önce işbaşı yapar yapmaz, üniversiteleri hedefine aldı...

İlk iş, “Atatürkçülüğüyle bilinen” Van 100. Yıl Üniversitesi Rektörü’nün ve Genel Sekreteri’nin tutuklanması oldu. Genel Sekreter onuruna yönelik bu suçlamalara dayanamayarak ölümü seçti! Yıllar sonra herkesin suçsuz olduğu anlaşıldı (!) ama operasyon çoktan amacına ulaştı!

Bunu yeni kurulan üniversitelerin “atanan” rektörleriyle, Rektörler Kurulu’nun direncinin kırılması ve YÖK’ün ele geçirilmesi izledi...

Son olarak da tüm üniversitelerin başına (seçimlerde en az oyu alsalar da) iktidara sempati duyan akademisyenler getirildi.

Böylece; zaten idari özerklikleri Allah’a emanet olan üniversitelerin, bilimsel özerkliklerine de gölge düşürüldü.

Ve “artı bir” maddesinde gördüğünüz gibi, iş artık “iktidar partisine en iyi yağ çeken akademisyeni ödüllendirme” yarışmalarına kadar vardırıldı!

***


Bilim ve objektiflik diye tutturan bilim insanları kızakta; “badem bıyık, gümüş alyans” kontenjanından çaylaklar onların koltuklarında...

Bu arkadaşları uyarmak boynumuzun borcu:

Üniversiteliler, özgür ruhlu çocuklardır...

Sıkıştırmaya gelmezler... Ve nerede, nasıl patlayacakları asla belli olmaz!

Siz iyisi mi şu “diktatörlük hevesini” bir an önce unutun...

Yoksa; pişman olursunuz...

*****


SAHİP!

Şırnak’ta işlenen cinayetlerden sorumlu tutulan yedi sanığın yargılandığı davanın duruşmasında Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atak da ifade vermiş...

Atak, mahkeme başkanına, “Ben aşiret sahibi biriyim. Allah’tan başka kimseden korkmuyorum” demiş...

Adama bakın, “aşiret reisiyim” demiyor, “aşiret sahibiyim” diyor...

Buna göre Kamil Atak, “o aşireti oluşturan insanların sahibi olduğunu” iddia ediyor.

Ey cumhuriyet savcıları:

Bu ülkenin kanunları, kölelik düzenini yasaklıyorsa...

“Aşiret sahibi” olduğunu hem de mahkemede itiraf ya da iddia eden bu adam hakkında ne yapmayı düşünüyorsunuz?

*****


GÜNÜN SORUSU

Cumhurbaşkanı Gül’ün yasama, yürütme ve yargı “erk”lerinin başkanlarına Çankaya Köşkü’nde verdiği yemeğin fotoğrafları dün gazete sayfalarını süsledi. Masada 13 erk temsilcisi vardı; işin ilginci hepsi de erkekti... Sorum kadınlara:

Tamamı erkeklerden oluşan “erk”lerin, gerçek demokrasiyi sağlayacağına inanıyor musunuz?

*****


Genelkurmay’ın açıklaması ve ‘zırhlı cip’ sorusu...

Hatırlarsınız; BDP Eş Başkanı Gültan Kışanak, partisinin salı günkü grup toplantısında Başbakan’a hitaben, “Üç paşayı güdemiyorsun” demişti.

Ben de Genelkurmay İletişim Dairesi Başkanı Tuğgeneral Baki Kavun’a, “Benim suçum BDP’li olmamak mı” diye sormuştum.

Çünkü bu olaydan iki hafta kadar önce Başbakanlığın Genelkurmay Başkanı’na tahsis ettiği söylenen zırhlı Amerikan cipiyle ilgili bir yazı yazmıştım ve fena halde kınanmıştım!

Oysa; Kışanak’ın hakaret içeren bu sözlerine hiçbir yanıt verilmemişti.

Yazım ne kadar etkili oldu bilmiyorum; ama Genelkurmay dün bir açıklama yaptı ve Kışanak’ı da kınadı...

Eeee; bu kadarcık gecikmeyi de biz hoş göreceğiz...

Ne de olsa Genelkurmay’ın muhatabı bu kez sıradan bir gazeteci değil; planı programı (!) olan bir siyasi parti...

***


Baki Kavun Bey’le girdiğim bu polemiği artık bitirmek istiyorum.

Ama şu zırhlı Amerikan cipi meselesinin akıbeti hakkında son birkaç soru sormak istiyorum:

Başbakanlık, o cipin yurt dışındaki hassas bir bölgede görev yapan özel bir askeri birliğe tahsis edildiğini açıklamıştı.

Bu cip, iç çatışmaların sürdüğü Libya’ya mı gönderildi?

Libya’ya gönderildiyse; bu ülkede görev yapan “Türk birliklerine” mi, yoksa Kaddafi’yi deviren direnişçilere mi teslim edildi?

Bu yazı toplam 266 defa okunmuştur.
Yapılan yorumlardan Haberinyeri.net sorumlu tutulamaz.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
YORUM_ANALİZ