22 Mayıs 2012 Salı
‘Anne’ gözüyle Silivri tutukluları!
İşte AKP tablosu
Rekorla yeniden başkan!
İnce: Bakanlarını niye sattın
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Biz Yükseleceğiz!
21 Mart 2011 Pazartesi 19:07

Biz Yükseleceğiz!

Ülkemde başa gelen yedi giden yedi. İktidarların yerine korkuluk koysaydık daha az zarar görürdük.

O hırsızlık yapmaz, yalan söylemez ve savaşlara neden olmazdı. En azından kargaları kaçırırdı. Memleket olarak su alan bir kayıkta battığımızı düşünüyorum bazen, bize gösterilen bütün o iyimser açıklamaların ardında. Bütün bu yönetim bozukluklarından dolayı ahlakçılar ve kaçakçılar daha çok kazanırken halk daha da fakirleşti. Orta sınıfın çoklukta olması gereken “sosyal” bir devlet olacağımız yerde iyice koptuk birbirimizden.

 

İyi bir ekonomimiz, mutlu emekli vatandaşlarımız, kıymetini bildiğimiz coğrafyamız ya da aydınlanmaya gösterdiğimiz bir ilgimiz olmasa da ben hala bu ülkeyi seviyorum. Yitirilmişliklerimize rağmen burada çok güzel insanlar yetişti ve yetişmeye devam ediyorlar. Her yerini gezdim buranın siyah bavulumla ve Karadeniz’de yaylalarına da çıktım, sınır bölgelerimizde çocuklarla da oynadım. Sokak müzisyenlerini de dinledim, yer altı edebiyatının şairlerine de dokundum. Bugünkü hükümetin yasak ve sınırlamalarının değil Atatürk’ün devrimlerinin ve herkesin anlamsızca eleştirmek için lafı bir şekilde dönüp dolaştırıp getirdiği rakı bardağının sahibiyim ben. Hep bir gün buralardan gitmeyi planladım ama hiçbir zaman tam anlamıyla terk edemedim. Çünkü ben bu şehrin ve ülkenin ruhunda güzel bir şeyler yakaladım ve bu güzel memleketi kötü yöneten hiçbir köpeğe bir kemik de ben atacak değilim. Çünkü ben su dolan kayığımıza rağmen yeşertebileceğimiz çiçeklerin umuduyum ve bir işe baş koyduysam onu kendi memleketimden başlatırım.

 

Size salt devletten değil insandan yana olan herkesin söyleyeceği gibi, ortada yapılacak bir devrim varsa onu ancak halkın yapabileceğini savunuyorum. Bu yıllar içinde tekrar gözler önüne serildiği gibi faşizan iktidarlığı on yıllardır devam eden diktatörleri direnişleriyle devirecek olan da ancak halkın kendisidir. Ve o devrimin çocukları bizim çocuklarımız olacaklar, çiçekler en çok onlara yakışacak. Ben bir hippi, anarşist, punkçı, nihilist, sapkın, düşüncesiz ya da başıboş falan değilim, ben sadece sevginin, sevdiğim ya da sevebileceğim işlerin peşinde koşan sıradan bir adamım ve yargılandırmalarla kalıplara sokulacak bir durumum yok. Bütün o isimleriniz bir süre sonra benim için anlamlarını yitiriyorlar, eylem peşindeyim ben. Devrimse devrim, intiharsa ölüm. Biz genelde her şeye rağmen devam etmeyi seçiyoruz, elbette bunun da ayrı bir güzelliği var fakat ben büyük şeyler istiyorum hayattan. Herhangi bir ülkünün devrimiyse amaç yığınlar halinde polislerin üzerine yürüyen insanlar ya da dünyaya, varoluşa karşı bir tepkiyse olayımız kitleler halinde gelen intiharlar istiyorum. Ben bir kızı seviyorsam onun dudaklarına yapışırım. Delilikse bu beni kimse sınırlandırmasın. Biraz da biz alalım dünyadan bir şeyler…

 

Çok okunan ama hiç sevilmeyen yazarlar biliyorum, hepsi insanların “Bizi küçük düşürecek değil onurlandıracak şeyler yaz” demelerine karşı çıkmış, gerçeğin hizmetinde yalnız adam ve kadınlar. Her gün başka bir devlet büyüğünün baskıları ve kendisine açtığı davalarla uğraşan yoksul ama aslında herkesten daha zengin muhalifler tanıyorum. Bütün sınırlandırmalarına rağmen hala sesini duyurabilmek ve bilinci açabilmek için verdikleri mücadelelere tanık oldum. Ve bir kez olsun Güneydoğu’ya gitmeyen ama Erenköy’de oturduğu villasından doğu ve batı hakkında köşe yazıları yazan beş para etmez adamlar tanıyorum. İktidarın desteklediği bir yazar onun yeni nesil kölesinden başka bir şey değildir. Biz hangi noktadayız?

 

Her şeye rağmen İstanbul’da yaşayanlar aslında neden hala İstanbul’da yaşadıklarını bilmezler. Bir orospuya aşık olmaya ve bu yetmezmiş gibi onun pezevenkliğini yapmaya benzer bu. Tam anlamıyla açıklayamayacağınız bir güç ve sanat sizi burada tutmaya devam eder. İlla herhangi bir kalabalığın parçası olacaksam derseniz İstanbul’u seçersiniz mesela. Şehrin dört bir yanında ilçe diye ayrılmış farklı ülkeler yok mudur burada? Zaten bizdeki çeşitlilik ve onun getirdiği kaos sonucu her sokak başında denk geldiğimiz evsizlere, öldürülen insanlara, bombalanan binalara ve her gün gelmekte olan benzeri haberlere bile alışmayı becermedik mi? Depremlere, darbelere, skandallara, yasaklamalara rağmen mücadele içinde olan insanını sevdiğim için buradayım. Benzer acılar içinde yaşayan insanların birbirlerini daha kolay anlayabileceğini gördüm ben burada. Eskiden dünyanın yarattığı büyük bir aktör olmak isterdim genççe, artık ondan da önce hedefim İstanbul’un yetiştirdiği derin bir yazar olmak.

 

Gün içindeki koşuşturmamda kulağıma gelen ezan sesleri sayesinde birkaç dakika da olsa durup düşünebilmeyi seviyorum tanrı ve yaşam üzerine. Daraldığımda uzunca bakabileceğim türlü manzara ve hikayelerini seviyorum. Yeşilçam’ını, yazarlarını, oyuncularını, farklı devrimler için yürüyen gençlerini, evine karpuz taşıyan babasını, sobasını, sabahını, grisini seviyorum bu memleketin. Olumsuzluklarıyla daha çok seviyorum İstanbul’unu da taşrasını da ve refah, dingin ve zengin Avrupa şehirlerinden sıkıldığım ve tiksindiğim kadar hiçbir şeyden tiksinmiyorum. Biz yükseleceğiz!

Kaynak-Alıntı: http://aytugakdogan.blogspot.com/
Konu-Başlık: Memleket üzerine kısa denemeler / Biz Yükseleceğiz!
Yazar: Aytuğ Akdoğan
Kitap: Ben Hep 17 Yaşındayım (İkinci Adam Yayınları)
Okur Sayfası: http://www.facebook.com/pages/Aytug-Akdogan-Turkiyenin-En-Genc-Yazari/45373063286

Yapılan yorumlardan Haberinyeri.net sorumlu tutulamaz.
YORUMLAR
uslup
Ömür Özyaşar
başarılı bir uslup kullanmış genç yazar, içine girebildim yazının ve çok güzel. daha çok yazısını paylaşmanızı bekleriz teşekkürler
23 Mart 2011 Çarşamba 00:38
harika
Nehir Eren
harika bir yazı olmuş tebrik ederim bu genç arkadaşımızı, daha çok yazılarını okumak isteriz...
21 Mart 2011 Pazartesi 19:35
ÜYE İŞLEMLERİ
YORUM_ANALİZ