RUH ya da sinir ve beyin rahatsızlıklarına ad koyma konusunda dilimizin dağarcığı hayli dolu: Delirmek, oynatmak, kafayı bozmak, kafayı yemek, dağıtmak gibi deyimler çok. Devlet anormalliklerine sıra gelince şimdiki duruma en uygun düşeni galiba “dağıtmak”.
Evet, çok sevdiğimiz Türkiye Cumhuriyeti “dağıtmış” durumda.
Genel olarak bakıldığında devletin ve toplumun kurumları arasında birtakım kopukluklar yaşanmakta. İnsan haklarına, dokunulmazlıklara, tutukluluk sürelerine ilişkin yasal düzenlemeler beklenirken parlamentodaki partiler neredeyse bir yüzyıl öncesinin olaylarını tartışıp eski defterleri karıştırmakta. Partiler dağıtmış gibiler.
Siz hiç devlet başkanının kaç yılda bir seçildiğini bilmeyen, daha ne kadar işbaşında kalacağını kestiremeyen bir toplum duydunuz mu?
Sözde anayasalı bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki durum bu. Çünkü kimse, çoktan kurala bağlanmış olması gereken böyle bir konuda kesin bir şey söylemek istemiyor; ne oraya gelmek isteyen kişi, ne partiler ne de şimdiki Cumhurbaşkanı. Konunun Başbakan’ın tercihine açık biçimde “askıda” bırakıldığı inancı yaygın: O nasıl elverişli görürse ve bundan sonraki devlet başkanının statüsü nasıl belirlenirse öyle yapılacak. Herkes pusuya yatmış bekler gibi.
Oysa, yıllar önce, 2007 yılının 21 Ekim’inde halkoylamasıyla anayasa değiştirilmiş ve cumhurbaşkanının kaç yılda bir, nasıl seçileceği yeni kurala bağlanmıştı: Beş yılda bir seçilecek, ama eski durumdan farklı olarak, yeniden aday olursa, tekrar seçilebilecek.
Böyle olduğu halde, bir tartışma, bir tahmin yarışıdır gidiyor: Neymiş, şimdiki cumhurbaşkanı bu anayasa değişikliğinden önce yürürlükte olan anayasaya göre yedi yıl için seçilmişmiş ve o süre bitinceye kadar işbaşında kalmalıymış. Sanki bu görev bir özel hukuk konusuymuş gibi, eski deyimle “müktesep” yani “edinilmiş”, bir hak varmış ve seçilirkenki kural gereği görev yedi yıl sürmeliymiş...
Böyle bir konu son anayasa değişikliği yapılırken niçin açıklığa kavuşturulmamış? Çünkü, artık “dağıtmış” bir devlet var ve her şey her türlü olabilir.
Bu yazı toplam 164 defa okunmuştur.