

Demir: Furkan satılmamalıydı
Maçın sabahı kaldıkları oteli bulmamız biraz zor olsa da anlaştığımız saatte oteldeydim. Kendisini aradığımda, o da bizi hiç bekletmeden yanımıza geldi. Ardından da antrenörlüğe başlangıcından Furkan transferine, lig programından Avrupa maçlarının yayın sorununa kadar bir çok konudan bahsettiğimiz güzel bir röportaj ortaya çıktı.
• Öncelikle kariyerinizin ilk yıllarından başlayalım. Antrenörlüğe başlamadan önceki mesleğiniz spor hekimliğiydi. Ardından Efes Pilsen’de yardımcı antrenörlüğe başladınız. Bu nasıl gelişti?
Tabi spor hekimliğinden hemen Efes Pilsen’e geçmedim. Tıp Fakültesi'nde okurken zaten antrenörlüğe başlamıştım. DSİ Ankara’nın bütün kategorilerinde, Kolej’in yıldız ve genç seviyelerinde çalıştım. 2. Lig’de Mülkiye’de çalıştım. Efes’e gelmeden önce Amerika’da bir yıl kadar bir kolej takımında yardımcı antrenörlük yaptım. Dönünce milli takımlarda görev yaptım ardından da Efes’in teklifi geldi. Tıp Fakültesi bittikten sonra spor hekimliği alanında ihtisas yapmıştım. Bir karar vermem gerekti. Ben de okulda kalmaktan vazgeçip antrenörlüğü seçtim.
• Efes Pilsen’in antrenörlük kariyerinize neler kattığını düşünüyorsunuz?
Üst kategorilerde çalışmanın ve başarılı yollarını, üst düzey antrenör olmanın metodlarını Efes’te öğrendim. Hem çok değerli antrenörlerle çalıştım; hem de her türlü organizasyonun en üst düzeyde olduğu bir yapıda bulunma şansı elde ettim. Daha önce elde ettiğim tecrübelerin üstüne çok ciddi bir profesyonellik ekleme fırsatı buldum. Efes Pilsen antrenörlük kariyerimin en önemli noktasıdır.
• Baş antrenör olduktan sonra sırasıyla Tekel, Mersin BŞB, Sion Herenz (İsviçre) ve Beşiktaş takımlarını çalıştırdınız. Hiçbirinde de kötü performans gösterdiğiniz söylenemez. Ancak bu takımların hiçbirinde ikinci yıl takımın başında kalmadınız. Sizce bunlar neden kaynaklandı?
Bu biraz kulüplerin ortamından, biraz da Efes Pilsen gibi bir organizasyondan sonra benim prensip ve standartlarımın biraz yüksek olmasından kaynaklanmış olabilir. Tekel zaten kapatmaya karar vermişti. Mersin takımında az önce söylediğim sebeplerden karşılıklı bir ayrılık oldu. İsviçre’de kalmamı istediler fakat hedeflerime çok yardımcı olacağını düşünmedim. Beşiktaş’ta da daha önce çok konuşulan sebeplerden bir ayrılık gerçekleşti. Ancak ayrıldığım kulüplerin hepsiyle iyi ilişkilerim var.
•2007-2008 sezonunda İsviçre’de çalıştınız. Gittiğinizde 11 maçta 4 galibiyetle 9. olan takımı 3. sıradan play-off’a soktunuz. Oradaki ligdeki organizasyon, lig seviyesi ve size gösterilen ilgi nasıldı?
Çok kısa bir dönem olsa da, hayatımda hep iyi hatırlayacağım bir dönemdi. Zor durumda olan genç ağırlıklı bir kadroydu. Lig de kendi çerçevesinde son derece çekişmeli bir ligdi. Bana olan ilgi de çok güzeldi. Orada beraber çalıştığım insanlar hala beni ararlar ve çok iyi ilişkilere sahibiz.
“Yurtdışında çalışmak, kendi ülkende çalışmaktan çok daha kolay.”
• Peki ilerde tekrar İsviçre Ligi’ne dönmek ya da Avrupa’nın başka bir liginde antrenörlük yapmak gibi bir hedefiniz var mı?
İlk yıllarımda yurt dışı hep hayalimdi. İsviçre Ligi çok üst düzey bir lig olmasa da, bu hayali bir nebze olsun tatmin etmemi sağladı. Yurt dışında çalışmak, kendi ülkende çalışmaktan çok daha kolay. Dışarıdan geldiğiniz için çok fazla ilgi görüyorsunuz. Yabancı olduğunuz için medyanın ve taraftarın baskını çok fazla hissetmiyorsunuz yabancı bir ülke ve yabancı bir lisan olduğu için. Türkiye’deki bir çok üst düzey antrenörün de yurt dışında çalışabileceğini düşünüyorum.

• Bir sonraki sezon Türkiye’ye Beşiktaş ile döndünüz. Ancak Beşiktaş defteri istifanız ile sonlandı. Orada neler yanlış gitti?
Beşiktaş’ta benim hala iyi bir şekilde görüştüğüm çok insan var. İyi bir taraftarı ve atmosferi var. Ergin Ataman’dan sonra oraya gitmiştim. Beşiktaş’ta her zaman şampiyonluk hedefiniz olması gerekiyor. Planlamayı yeterince iyi yapmadığımızı düşünüyorum. Yabancı oyuncularla ilgili çok sıkıntımız oldu. Türkiye Kupası’nda iyi başladık fakat sonrasında üst üste yenilgiler aldık. Ardından toparlayıp 20. haftada beşinciliğe çıktık. Orada bir hava değişimine gerek olduğunu düşündüm ve yöneticiler kal demesine rağmen kendimi feda ettim.
“Karşıyaka’yı kariyerimin en iyi tercihi olarak görüyorum.”
• Baş antrenörlük kariyerinizde en istikrarlı olduğunuz dönem Pınar Karşıyaka dönemi. nBu sezon üçüncü yılınız. Sizce neden Karşıyaka?
Beşiktaş ile olan dönemin ve senin de bahsettiğin üst üste aynı takımda kalamama sorunu nedeniyle dikkatli seçim yapmak istiyordum. Şans eseri Karşıyaka da benim gibi bir antrenörle bir istikrar yakalamak istiyordu. Kulübün tarihi, taraftarı, altyapısı, ileri götürülebilir organizasyonu beni bu seçime yöneltti. Şimdi baktığımda da Karşıyaka’yı kariyerimin en iyi tercihi olarak görüyorum. Bunun için de beni takıma kazandıran ve devamlılığını sağlayan yöneticilere teşekkür ediyorum. Malum Türkiye şartlarında bir antrenörle 3 yıl üst üste çalışmak ve hep yukarı hedefi varken çok yaşanan bir durum değil.
• Ayrıca Karşıyaka’daki başarınızla Basketbol Adamları Derneği (BAD) sizi Yılın Antrenörü seçti. Bu ödül hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu tarz ödüller herkes için çok önemli bir motivasyon kaynağıdır. Benim için de sezon ortasında çok iyi bir motivasyon oldu. Beni seçenlere de teşekkür ederim. Ancak bir antrenör için en önemli ödül şampiyonluktur. Kariyerim sona ermeden önce de şampiyonluk yaşayıp, emeklerimin karşılığını görmeyi umuyorum.
• Karşıyaka her zaman gerek Türk oyuncu olarak, gerek yabancı oyuncu olarak hep genç oyuncular çıkarmasıyla ünlüdür. Bunun son örneği de Furkan Aldemir. Bu yıl da kadronuzda pek çok genç oyuncu var. Karşıyaka’daki bu gelenek ve başarı nereden geliyor?
Karşıyaka kulübünün çok ciddi çalışan bir altyapısı var. Karşıyaka ve İzmir’de de çok ciddi bir oyuncu potansiyel var. Altyapılarda da çok önemli antrenörler var. Önemli olan onları A Takımda kullanarak, kısa sürede Türk basketboluna kazandırmak. Karşıyaka’nın bütçeleri, yarıştığı takımların her zaman altında olduğu için bu bir yandan da mecburiyet haline geliyor. Tabi Furkan gibi oyuncular özel oyuncular. Bunlar her sezon çıkabilen oyuncular değil. Karşıyaka’ya geldiğimde bir değerlendirme yaptık. Bana her zaman çok büyük destek veren menajerimiz Nihat Mala zaten bir sezon önceden O’nu A takım idmanlarından biliyordu. Bu ligi kaldırabileceğini düşündük. Onun bölgesine yabancı oyuncu almayarak bir nevi O’nun da önünü açmış olduk. Bu tabi ki sadece bizimle alakalı değil. Furkan’ı daha önce çalıştıran altyapı antrenörleri, yöneticiler, tamamiyle Karşıyaka organizasyonu ve Furkan’ın kendisiyle alakalı bir başarı. Gönül isterdi ki, biraz daha bizde kalıp, daha büyük hedeflere ulaşmamıza yardım etsin fakat bazı konularda diğer kulüplerle yarışamıyoruz. Umarım kendisi daha da başarılı olur.
“Furkan satılmamalıydı.”
• Furkan transferi gündemi çok meşgul etmişti. Sonuçta Galatasaray’ın yolunu tuttu fakat olayın işine futbolun da girmesi daha da ilgi çekmesini sağladı. Futbol takımı yerine basketbol takımı için yapılacak ek bir getiri sizce de daha iyi olmaz mıydı?
Şimdi bunlar zor sorular. Bence en başında Furkan’ın satılmamış olması gerekirdi. Furkan’ın Türk basketboluna verebileceklerinin daha nitelikli olabilmesi için Karşıyaka’da bir sezon daha geçirmesi gerekiyordu. Planlarımızı da biz bunun üzerine kuruyorduk. Yine de Galatasaray gibi değerli bir kulüpte, Oktay Mahmuti gibi çok önemli bir koçla çalışıyor. Hala gelişimini sürdürdüğünü görebiliyorum. İşin yönetim bölümü ile ilgili çok bir bilgim yok. Fakat benim görüşüm hem antrenörlerin daha iyi motive olabilmesi için, hem de basketboldan yetişen bir getirinin yine basketbolda kalabilmesi için altyapıdan Furkan kadar katkı verebilecek bir oyuncu geldikten sonra satılması gerekirdi. Ama biz de bu anlaşmadan İlkan’ı kazandık. O da gelişimine devam eden bir oyuncu. Bu da bize biraz da olsun bir avuntu sağladı.
• Kulüpteki organizasyon ve tesisleri nasıl değerlendirirsiniz?
Ben Karşıyaka kulübünü hem organizasyon olarak, hem de tesis olarak çok iyi buluyorum. İyi bir salonumuz, iyi bir çalışma ortamımız var. Altyapının kendi salonu var. 2 yıldır Avrupa’da olmamız, kulübün vizyonunda önemli bir yere sahip oldu. Kulüp üzerindeki ölü toprağını attı ve gayet modern bir hal aldı. İlerleme de düzenli olarak sürecektir ve eski şampiyonluk günlerine dönebilecek potansiyelde bir kulüp durumunda.

“Karşıyaka taraftarı tartışmasız Türkiye’nin en iyisi.”
• Peki taraftar?
Karşıyaka taraftarı tartışmasız Türkiye’nin en iyisi. İyi günde kötü günde takımın yanında. Büyük hedeflerin de bilincindeler. Bu da basketbol takımının gücüne güç katan bir etken olmaya devam edecek.
• Bu sezona gelirsek, çok iyi diyebileceğimiz bir lige sahibiz. 10 galibiyeti şimdiden geçmiş 7 takım var. Bu rekabet ortamı basketbolumuza neler katar?
Baktığımız zaman yabancı oyuncuları çıkartırsak, lige yeni gelen Türk oyuncu yok. Ligin kalitesini arttıran etkenler yabancı kalitesi ve sayısındaki artış. Ayrıca devşirmeler de var. Ancak bu bana göre suni bir ilerleme. Altyapıdan yeni oyuncular getiremezsek, bütçelerin düşme durumunda ligimiz daha alt seviyelere düşecektir. Şu anki ligin kalitesi ve zorluğu ortada fakat yeni Türk oyuncuların basketbolumuza kazandırıldığı bir süreç de yaşamamız gerekiyor.
• Sezon başında belirlediğiniz hedeflere bakarsanız, şu anda o hedeflerin neresindesiniz?
Şu anda o hedeflerin eşiğindeyiz. Hedeflere ulaşmak için bir adım atmamız gerekiyor. Sene sonuna geldiğimizde de o eşiği atlamış olacağımızı düşünüyorum.
• Zaman zaman dar kadronun sıkıntısını çekiyorsunuz. 5 yabancınız vardı fakat şu anda sadece 3 yabancıyla oynıyorsunuz. Ayrıca Ikonic de istikrar problemiyle bazen eleştiri alıyor. Gündeminizde transfer var mı?
Bahsettiğimiz eşiği atlayabilmek ve eksiklerimizi kapatabilmek için en kısa sürede bir oyuncu takviyesi yapmayı planlıyoruz. Ya uzun bir oyuncu ya da 1-2 numarada oynayan bir oyuncu düşünüyoruz.
• Yabancılardan Stanojevic ve Chatman takımı sırtında taşıyor diyebiliriz. Üstelik birinin yaşı 33, diğerinin 34. Onların bu sezonki performansları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Baktığımız zaman FIBA Eurochallenge sayı krallığında biri birinci, diğeri ikinci durumda. Perrformanslarından şu anlaşılıyor ki, iyi oyuncunun yaşı olmuyor. İkisiyle de daha önce çalışmıştım. Kapasitelerini de biliyorum. Zaman zaman fiziksel dezavantajı olabiliyor yaşı ilerlemiş oyuncuyla oynamanın ancak bu sezon onların gösterdiği performanstan çok mutluyum. Bu tip oyuncuların takımda olması gençlere de çok önemli birer örnek oluyor.
• Türklere bakarsak, en çok katkıyı Birkan Batuk ve İlkan Karaman gibi iki gençten aldığınız görülüyor. Onlar hakkında ne söylemek istersiniz? Ayrıca alttan gelen Furkan gibi yeni genç oyuncularınız var mı?
Var tabi ki. Birkan da 3 senedir takımda ve artık Karşıyaka’ya mal olmuş oyunculardan biri. Sakatlığı yüzünden performansında bir düşüş yaşasa da, şimdiden sonra toparlayıp sezonu iyi bitireceğini düşünüyorum. Türk basketbolu için de uzun yıllar önemli bir oyuncu olacaktır. İlkan da aynı şekilde. Zaten çok yetenekli bir oyuncu. Sistem içinde ve istikrarlı bir şekilde oynamayı öğrendikçe, ki Karşıyaka’da bunu öğreniyor, sene sonunda kendine çok şey katmış olacaktır. Emre Bayav da gitti geldi fakat hep Karşıyaka’yı seven, iyi bir oyuncu. Alper Saruhan abilik ediyor genç oyunculara. Ayrıca altyapıdan gelen Onur Kentli, Onur Çalban, Orhun Güngören gibi genç oyuncular da takımın geleceğini temsil ediyorlar.
“All-Star arası bizim için iyi olmadı.”
• Eurochallenge’da da işler yolunda görünüyor. Geçtiğimiz yıl da çeyrek final oynamıştınız. İlk gruptan ikinci olarak çıkıtınız. Bu grupta da ilk iki maçı kazandıktan sonra, art arda beklenmeyen iki mağlubiyet geldi. Avrupa’daki hedefiniz nedir?

Geçtiğimiz seneden beri fırsat buldukça bunu dillendiriyorum. Sene başında takvim yapılırken, takımların Avrupa’da oynayacağı belirleyici maçlara göre takvim yapılması gerektiğini düşünüyorum. Baktığımızda All-Star arasından sonra Avrupa kupalarında oynayan bir çok takım ivme kaybetti. 3 kupa için de geçerli. Geçen sene de böyle olmuştu. All-Star arasında oyuncular orda rahatlıyor, siz de sağlıklı antrenman yapamıyorsunuz. Açıkçası 10 maç üst üste kazandığımız bir dönemde olan bu ara bize pek yaramadı. Eurochallenge’da 3 hafta ara var, organizasyonlar için bu ara değerlendirilebilirdi. Seneye daha iyi planlanması gerekiyor. Tabi ki tek sebep bu değil, elbet bizim de hatalarımız olmuştur fakat bunun da çok büyük bir etki yaptığını düşünüyorum.
• Avrupa maçlarınızın hiçbir kanalda yayınlanmaması, taraftarlarınız tarafından çok tepki çekiyor. Sizce de buna bir çözüm bulmak gerekmiyor mu?
Yönetim sene başında görüşmelerde bulundu fakat bu görüşmelerden olumlu bir netice çıkmadı. Karşıyaka basketbolunun önemli bir reytingi var. Kanalların da bunun farkında olarak bir düzenleme yapması gerekirdi. Bu yıl da çeyrek finale çıkarsak, geçtiğimiz yılki gibi maçlarımızın yayınlanacağını düşünüyorum.
• Ligde ve Avrupa’da sizi zor bir fikstür bekliyor. Taraftarlarınıza söylemek istediğiniz son bir söz var mı?
Bu yıl, geçtiğimiz senelere göre çok daha değişik bir fikstürümüz var. Ligin tepesindeki 5-6 takımla üst üste oynuyoruz. Tabi ki kazanacağımız ve kaybedeceğimiz maçlar olacaktır. Ancak bu dönemden iyi neticeler çıkarmak istiyoruz. Taraftarlarımızın her zaman olduğu gibi sabırla takımımızı desteklemesini bekliyorum. İyi bir takıma sahibiz. Belki zaman zaman yaş itibariyle fiziksel zorluklar yaşayabiliriz fakat genç oyuncularımız bu açığı kapatacaktır. Sene sonuna doğru da Karşıyaka’yı çok daha iyi yerlerde göreceğimize inanıyorum.
Röportaj: Rıdvan Taner GÜL
Fotoğraflar: Barış DEMİR












