

Dink için araştırma önergesi
CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, Hrant Dink, Rahip Santaro ve Malatya Zirve yayınevi araştırma önergesi verdi.
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi ve CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tana, Hrant Dink Suikasti, Rahip Santaro Cinayeti ve Malatya Zirve yayınevi katliamı birlikte incelenerek aynı örgüt tarafından işlenip işlenilmediğinin araştırılması ve gerçeklerin ortaya çıkarılması amacıyla Anayasanın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105’nci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması önergesi verdi.
CHP İstanbul Milletvekili Av. Mahmut Tanal, meclis araştırması gerekçesinde, Ülkemiz son yıllarda toplumu derinden sarsan cinayetlere sahne olmuştur. 5 Şubat 2006 tarihinde Trabzon'da Andrea Santoro'nun öldürülmesiyle başlayan 19 Ocak 2007'de Hrant Dink'in katledilmesi ve 18 Nisan 2007'de Malatya'da Zirve yayınevi baskını ile devam eden bu süreç toplumda büyük bir huzursuzluğa yol açmıştır.
Her üç olay sonrasında da failler yakalanmış ve kısa bir süre içinde yargı önüne çıkarılmışlardır. Ancak gerek soruşturma sırasında gerekse kovuşturma sürecinde ortaya çıkan gelişmeler olayların arkasını açıklığa kavuşturamamıştır. Malatya’da biri Alman uyruklu üç kişinin vahşice öldürüldüğü misyoner katliamıyla ilgili davanın dosyasından çıkan yeni bilgiler ise, katliamın planlama ve uygulama sürecinde yaşananların Hrant Dink cinayetiyle büyük benzerlikler taşıdığını ortaya koymuştur.
Malatya'daki katliamın bir numaralı sanığı Emre Günaydın'ın ilk sorgusunu yapan yargıca, "Türkiye'yi bunlara teslim edemezdik" ifadesi, Hrant Dink cinayeti sürecinde eski Trabzon TEM Şube Müdürü'nün söylediği öne sürülen "Bayrak yere düştü, onu Erhan ve Yasin kaldıracak" sözü ve katil zanlısı Ogün Samast'ın "Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez" yazılı bayrak önündeki pozlarını hatırlatmaktadır.
Emre Günaydın'ın da Ogün Samast gibi bir başka partinin gençlik örgütüne üye olması, O.S. gibi yakın dövüş eğitimi alması, şehir dışında silah talimi yapması her iki sanığın da kişilik olarak benzerliklerini ortaya koymaktadır.
Malatya katliamından önce beş cevşen alınması ve Ogün Samast'ın cebinden bayrak çıkması da birbirini andırmaktadır.
Dink cinayetinin işlendiği yerdeki kameranın sabah ile öğle arasındaki kayıtlarının kaybolduğu, savcının kayıtları istediği ama kayıtların bulunamadığı basına yansımıştı. Malatya olayında da Emre Günaydın'ın odasına yerleştirilen kamera kayıt sisteminin ses alma ve kendi hafızası dışında bir kaynağa kopyalanabilme özelliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Yani cinayetten sonraki on günlük sürede kayıt yapılamamıştır.
Hrant Dink cinayetinde olduğu gibi Malatya katliamı sonrasında da emniyet ve jandarma mensupları hakkında görevlerini ihmal ve suçun önlenmesi sorumluluğunun yerine getirilmediği iddiası ile soruşturma yapılması istenmiştir.
Her üç olayın bir diğer ortak noktası ise öldürülenlerin etnik köken ve inanç bakımından farklı kültürlerden olmasıdır.
Bütün bu gelişmeler ışığında yargı tarafından sonuca bağlanmış olan Rahip Andrea Santoro cinayeti dahil, Hrant Dink ve Malatya katliamının birbirleriyle bağlantılı bir şekilde geniş kapsamlı ele alınması ve aynı örgüt tarafından gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması amacıyla Anayasanın 98, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 ve 105’nci maddeleri uyarınca Meclis Araştırması açılması hususunda gereğini saygılarımla arz ederiz.












