23 Mayıs 2012 Çarşamba
‘Özgürlüğü vurguladım’
Uludere’de yargı neyi araştırıyor?
2001-2011 şampiy10
Uykudan Uyanır Gibi...
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İlker Başbuğ, bir NATO generalinin portresi...
21 Haziran 2011 Salı 19:54

İlker Başbuğ, bir NATO generalinin portresi...

İlker başbuğ, bir önceki dönemin genelkurmay başkanı,

Konuştuğu zaman mangalda kül bırakmayan ama işin teori kısmında süt dökmüş kediden beter bir duruş sergileyen, hani Süheyl Batum'un başına bela olan o ünlü Mao sözüne bire bir uyan NATO subayı.

Geçtiğimiz günlerde enteresan bir demeç verdi:'Ordunun politika dışında kalması gerekir. Ordu, hiçbir siyasi düşünceye sahip olamaz. Hiçbir düşünceye de karşı olamaz. Ordu, tüm toplumun çıkarını düşünür.'
 Peki iyi güzel de bu demecin anlamı ne?
Laiklik, şeriat, irtica, ulus devlet vb. kırmızı çizgiler ordu bunlara karışamaz.
Çoğulcu demokrasi denilen aslen totaliter faşizmden başka birşey olmayan bu ucube sistemde çoğunluğu bulan malı götürür.
Peki bu antidemokratik iç dinamiklerden öte küresel kapitalizmin çıkarlarının yönlendirdiği seçim sisteminde çoğunluğu kim bulur?
Parası, gücü olan.
Peki para ve güç kimde?
Emperyalizmin kendine biçtiği rolü en iyi oynayan kimse onda. Düne kadar yerli kapitalizmin para babaları Tüsiad'ın ağzına bakan, bugün ise küresel kapitalizmin desteğiyle kendi zenginini yaratıp yeşil takunyalı bir ayrıcalıklı zenginler yaratan ve bunun üzerine Tüsiad'ı artık açık açık tehdit edebilen AKP ve tarikat vesayetinde.
 
Ergenekon ve Balyoz davaları, kadrolaşma ile cumhuriyeti ve kazanımlarına karşı savaşın kuşatma evresini tamamlayan dış destekli karşı devrimcilerin artık karşı saldırıya geçmelerinden başka bir şey değildir. Darbe paranoyalarıyla bu fazlasıyla itibarsız davalara sahip çıkanların hiç birinin niyeti iyi değil.
 
Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının özeti aslında İlker Başbuğ'un itiraf niteliğindeki bu demecinde gizli. Emri altındaki subaylar bir bir saçma sapan gerekçelerle hapsedilirken, bu olayların arkasına biraz olsun düşmeyen İlker Başbuğ'un masaya attığı yumruklar subaylarını korumak için değildi ordu içindeki bu haksızlığa karşı kıpırdanmaları yatıştırmayı amaçlıyordu sadece.
Amaç ordunun çözülmesini engellemekti askerine sahip çıkmak değil.
Çünkü ABD'nin amacı orduyu dağıtmak değil antiemperyalist yurtsever sesleri keserek kendine göre yeniden dizayn etmek.
Çünkü dağılmış bir ordu emperyalizmin jandarmalığını başarıyla yürütemezdi bu yüzden bir balans ayarı gerekiyordu. Ordu içindeki yurtsever cephenin tasfiyesi gerekiyordu.
İlker Başbuğ da bu küresel operasyonun kilit adamıydı.
 
Carnegie Endowment for International Peace, Soros destekli uluslararası bir strateji ve düşünce kuruluşu. Kurumun önemli isimlerinden Türkiye uzmanı Henri Barkey İlker Başbuğ için şu ifadeleri kullanmıştı: 'İlker Başbuğ Kürt sorununa çok ciddi bir şekilde eğildi. Başbuğ'daki değişim bir gecede ortaya çıkmadı, ciddi bir çalışmanın sonucu... Ama orduyu ne kadar değiştirdiğini ve Başbuğ'dan sonra gelecek olan Genelkurmay Başkanı'nın nasıl tavır takınacağını henüz bilmiyoruz'
Bir anektod olarak şu açıklamadaki önemli bir noktaya vurgu yapmak istiyorum. Henry Barkey bu açıklamasını açtığında Kürt sorunu derken bildiğimiz manadaki Kürt sorunundan, PKK'dan bahsetmiyor. Kuzey Irak'taki bağımsız Kürdistan planlarından bahsediyor.
Ondan sonra gelecek olandan emin değiliz dediği adam kim?
Şu anki Kurmay Başkanı Işık Koşaner.
İlker Başbuğ'dan emin olmaları son derece anlamlı.
O ve Yaşar Büyükanıt  olmasaydı 2003’de Çetin Doğan ve çevresindeki yurtsever generaller darbe yoluyla değil ama planlı bir şekilde ulusalcı iç dinamikler sayesinde Balyozu AKP'nin ve dolayısıyla ABD'nin başına geçirmiş olacaklardı. Böylesine stratejik bir görevi başarıyla yapmış bir NATO generalinden şüphe etmelerine elbette ki gerek yok.
 
Ülkede emperyalizmin çıkarları doğrultusunda değişen iç dinamikler ve hatta sosyolojideki yavaş yavaş suyu ısıtılan kurbağa misali uygulanan rejim değişikliğinin stratejik aktörü İlker Başbuğ bu ordu rahat dursun işine baksın sakın ha hiç bir şeye karışmasın manasına gelen açıklamayı neden şimdi yaptı peki?
Seçimden hemen önce ortaya atılan  “AKP kazanırsa KOŞANER istifa edecek” söylentisin bunla bir alakası olduğunu düşünüyorum.
KOŞANER istifa etseydi çok şey olabilirdi.
Plan tıkanırdı çünkü Amerika Orduyu bizzat Genel Kurmay Başkanlarının desteğiyle adam etmek istiyor.
İsyan olurdu bir yerde.
Bu yüzden uyarıyor ve planın mükemmel uygulanması için Koşaner'in hata yapmasını istemiyor.
 
Henri Barkey'in Işık Koşaner ile ilgili bir başka öngörüsü de şu:'Org. İlker Başbuğ’un yerine gelmesi öngörülen Orgeneral Işık Koşaner, küreselleşmenin Türkiye’nin düşmanı olduğunu ve büyük tehdidin Amerikalılar ve Avrupalılar tarafından fonlanan sivil toplum örgütlerinden geleceğini savunuyor. Bu durum gerilim yaratabilir.'
 
Henri Barkey'in adeta 'bizim çocuklardan biri' olarak gördüğü İlker Başbuğ “ordu siyasete karışmaz” derken bunu bir demokrasi kaygısıyla söylemiyor açıkça Işık Koşaner'e yol gösteriyor ara sıra benim gibi masaya yumruğunu vur ama subayların bir bir alınırken gıkını bile çıkarma sakın diyor.
 
Gelelim bu istifa senaryolarına;
KOŞANER istifa edebilir mi?
Etmez .
Etseydi 12 Haziran sabahı ederdi.
Ama büyük baskı olmalı üzerinde istifa et diye Ordu içinden o yüzden takınacağı tavır çok önemli
Barkey'in bahsettiği gerilim işte tam olara bu.
Başbuğ da emekli olmasına rağmen gerilimi düşürüp ordunun emperyalizme ve karşıdevrime karşı kaleleri böyle zaptedilmişken vatan savunması noktasında militanca bir tavır sergilemek yerine sesini çıkarmayıp olanları kabullenmesine çalışıyor
 
İlker Başbuğ ile ilgili bu söz ettiklerim sizi şaşırttı mı? Hiç şaşırtmasın TSK'nin değil NATO'nun askeri o kendi subayını koruyamayan bırakın korumayı harcanırken alkış tutan bir adam o. Subayını koruyamamış bu cumhuriyeti mi koruyacak?

Melisa Kohen

logo.20110621195657.png

Yapılan yorumlardan Haberinyeri.net sorumlu tutulamaz.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
YORUM_ANALİZ