|
Hem bilgisizlik hem gaf
18-11-2008 02:46
Başbakan Erdoğan’ın Amerika’da yaptığı konuşmalar bizde çok fazla yankı bulmadı. Oysa Erdoğan iki konuda öyle sözler söyledi ki “düzgün” ülkelerde bunlar çok büyük sorun olurdu.
Bizde ise adeta geçiştirildi. Vatan’da Okay Gönensin ve Milliyet’te Semih Ediz konuya değindiler, benim gözlediğim hepsi bu.
Erdoğan Amerika’da “İran’a nükleer bomba yapma diyenlerin kendilerinin de buna sahip olmaması gerekir” dedi.
Bu sözlere bilgisizlik ve gaf diyorum, çünkü bu tür sözler hiçbir sıfatı olmayan, kahvelerde herkesten çok bildiğini sananların “parlak” söz söyleme merakının tatmini olabilir ancak.
Ama bu sözler NATO üyesi olan, Avrupa Birliği’ne girmek için çırpınan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin geçici güvenlik konseyi üyeliğine seçilen bir ülkenin başbakanı tarafından söylenirse çok fark eder.
Bu sözleri söyleyen başbakanın ciddiyeti ortadan kalkacağı gibi varlık nedeninin de ortadan kaldırılması için herkes elinden geleni yapar.
ABD’ye kafa tutmak, ona da haddini bildirmek, yeni seçilen başkanına nasihatlerde bulunmak, dünya siyasetinden, güç dengelerinden, Türkiye’nin konumundan bihaber olanların çok hoşuna gidebilir elbette.
Kahvelerde “Helal olsan bizim başbakana, nasıl da dik dik konuşuyor” der belki çarıklı erkanı harp, göbeğini de hafiften kaşıyarak.
Buna karşın ABD’nin nükleer güce sahip olmasıyla İran’ın bu gücü bir tehdit aracı gibi kullanmak amacıyla üretmeye çalışması çok farklıdır ve kahve kültürü ile bunun anlamını çözmek hiç de kolay değildir.
Başbakan, kim bilir belki de yaklaşan yerel seçimler nedeniyle giriştiği popülist davranışlara bir de bunu eklemiş gibi düşünebilir ama bu sözlerin hem kendisi hem Türkiye için sıkıntı yaratacağını da bilmelidir.
Erdoğan’ın ikinci gafı ise, oturduğu makamı borçlu olduğu Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı dünya ülkelerine açıkça şikâyet etmesidir, ki bu herhalde tarihte de ilk olmuştur.
Hiçbir ülke başbakanı yabancı ülkelere kendi anayasasını şikâyet edecek güç ve cesareti kendinde bulamaz. Oysa Türkiye Başbakanı hiç çekinmeden ve sakınmadan Anayasa’dan şikâyet etmekte ve hatta Türkiye’nin gelişmesinde bu Anayasa’yı engel göstermektedir. Türkiye bunu hiç hak etmemişti.
***
Onur Air’e öneri
Önceki hafta biliyorsunuz Ordu’ya gitmiştim. Giderken Samsun dönerken de Trabzon Havaalanları’nı kullandım. Gidişte de gelişte de Onur Air’e bindim.
Bilet işlemlerini yaparken, ilk kez gördüğüm bir uygulama ile karşılaştım. Görevli genç sanırım beni tanıdığı için uçakta daha iyi bir yer vermek için çabalıyordu. “En arka sırada pencere yanı var, diğerleri hep orta koltuk, ama isterseniz exit verebilirim” dedi.
Uçağı bilmeyenler için söyleyeyim “exit” denilen yer uçakların genellikle ortasında bulunan ve acil çıkış gerektiren durum olduğunda açılan kapıların hemen yanındaki koltuklar.
Acil çıkış için kullanıldığından koltuk aralıkları diğer koltuklara oranla daha geniştir. Diyelim ki 14. sırada otururken önünüzdeki koltuk nedeniyle sıkışırsınız, ama exitte oturursanız bacak bacak üzerine bile atabilirsiniz.
Bu nedenle pek çok kişi exit’te oturmak için yarışır. Bu nedenle görevli exit’i önerince şaşırarak “Daha ne isteyeyim ki?” dedim.
İşte yeni öğrendiğim bilgi de burada oldu. Meğer Onur Air bu koltukları ekstra parayla satıyormuş. O da sadece 10 lira. Ama zorluk şu: check-in sırasından çıkıp ille de bilet satış gişesine gidiyor, 10 lirayı ödeyip makbuzu alıyor ve tekrar check-in sırasına giriyorsunuz. Devlette bile bu bürakrasi kalmadı. Onur Air sadece exit koltuğu satışlarını check-in bankosundan yapabilir aslında.
***
Endişe etmekte haksız değil
İş dünyası bastırıyor ve “IMF ile anlaşma yapılsın” diyor. Tayyip Erdoğan ise önce “ümüğümüzü sıktırmayız” diye karşı çıkıyordu, şimdi çarketmiş görünüyor, IMF ile anlaşmanın an meselesi olduğu söyleniyor.
Erdoğan, IMF ile böyle bir dönemde anlaşma yapmaktan endişe duyuyor belli ki hiç de haksız değil. IMF ve ekonomi konusunda fazla bilgisinin olmadığı görünse de Erdoğan Türkiye’deki siyaseti iyi biliyor.
Ve tabii deneyime dayanarak en iyi bildiği şey şu: “Ne zaman ki Türkiye’ye IMF ile anlaşma yapması için baskı yapılsa, ardından ciddi bir iktidar değişikliği de geliyor.”
Erdoğan bunun farkında. En yakın kalemleri bile kendisini eleştirmeye ve hatta değiştirilmesi gerektiğinden söz etmeye başladı. Gerçi şu andaki değişiklik sözü Abdullah Gül ile görev değişikliği şeklinde dile getiriliyor ama herhalde kendisi de farkındadır ki buna söyleyenlerin bile inanması zor.
***
Dertli kocalar
İki komşu kadın hafta sonu kocaları olmadan yemeğe çıkmışlar. Yemekten sonra bara gitmişler. Derken sabaha doğru iyice sarhoş eve yürümeye başlamışlar. İyice sıkıştıklarını fark etmişler. Ama etrafta tuvalet falan bulamamışlar. Bir mezarlığın yanından geçerken biri “Hadi şurada yapalım kimse görmeden” demiş. Başka çare de yok, korka korka girip bir kenarda işlerini bitirmişler. Temizlenmek için bir şey bulamadıklarından biri külodunu çıkarıp kullanmış, diğeri eve böyle dönemem diye oradaki çelenklerden düşmüş bir bandı alıp kullanmış. Sabah kocalardan biri uyanıp karısını donsuz olarak sızmış görünce telefona sarılıp öbürünü arayarak “Yahu biz fena boynuzlandık galiba. Karım eve sabaha karşı ve donsuz olarak dönmüş” deyince öteki koca daha kötü bir sesle “Sen gene iyisin bizimkinin kıçına ‘seni asla unutmayacağız’ diye bir de bant yapıştırmışlar” cevabını vermiş.
***
Cahil insan gül olsa da koklama.
Aşık Veysel
Can Ataklı
Vatan
50 defa okundu.
Habere Yorum Ekle |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
Anket
|
|
Chp Esenyurt Belediye Başkanı Kim Olmalı?
|
|
|