23 Mayıs 2012 Çarşamba
Uludere - Kürecik
AKP’liye soruşturma zırhı
Bölünme!..
The film
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Suriye bizden iyi durumda
09 Şubat 2012 Perşembe 00:48

Suriye bizden iyi durumda

Türkiye'deki durumu bir rapor gözler önüne serdi.

Türkiye’de doğumdan itibaren yaşam beklentisi, 2009 yılı itibarıyla erkekler için 70, kadınlar için ise 75 yıl olarak ölçüldü. Dünya Bankası, kadınların siyasete katılımları konusunda, “Siyasi sistemler bir çatışma, siyasi kopuş ya da bir başka şok gibi daha büyük değişim yaşamadıkça kadınların siyasi temsilinde büyük ve ani kazanımlar olması mümkün değildir” saptamasında bulundu.

Dünya Bankası’nın “2012 Dünya Kalkınma Raporu” açıklandı, “Cinsiyet Eşitliği ve Kalkınma” başlıklı raporda, ülkeler arasında karşılaştırma yapmaya imkân sağlayan veriler ilginç sonuçlar ortaya çıkardı. Örneğin, 2009 yılı itibarıyla doğumda hayat beklentisi Türkiye’nin, çoğu sorun yaşayan komşularında şöyle gösterildi (Erkekler-Kadınlar): Ermenistan (71, 77), İran (70, 73), Irak (65, 72), Suriye (73, 76), Yunanistan (78, 83), Bulgaristan (70, 77), Gürcistan (68, 75).

Yaşam beklentisinin Türkiye’den yüksek olduğu Suriye’nin 22 milyon nüfusu bulunuyor.

-IRAK VE SURİYE’DE KADINLARIN PARLAMENTODA TEMSİLİ TÜRKİYE’DEN DAHA YÜKSEK-

Raporun kadınların siyasette temsiline ilişkin bölümüne göre, Türkiye’de 1990 yılında kadınların parlamentoda sahip oldukları sandalye sayısı yüzde 1 idi, temsil 2010 yılında yüzde 9’a yükseldi. 2010 itibarıyla Türkiye’nin komşularında kadınların parlamentoda temsil oranları şöyle: Ermenistan (yüzde 9), İran (yüzde 3), Irak (yüzde 25), Suriye (yüzde 12), Yunanistan (yüzde 17), Bulgaristan (yüzde 21), Gürcistan (yüzde 7)
1990 yılında kadınların en üst ülke meclisinde sahip oldukları sandalye oranı Irak’ta yüzde 11, Suriye’de ise yüzde 9 idi.

-“BÜYÜK DEĞİŞİM YAŞANMADAN KADINLAR HAK KAZANAMIYOR”-

DB raporunda, “Siyasi sistemler bir çatışma, siyasi kopuş ya da bir başka şok gibi daha büyük değişim yaşamadıkça kadınların siyasi temsilinde büyük ve ani kazanımlar olması mümkün değildir. Bu tip değişimler, kadınların erkekleri yerlerinden etmeden, tek partinin hükmettiği durumlarda da statükoya meydan okumadan siyasi sürece katılmaları için benzersiz fırsatlar sunar. Bu gibi değişimler olmadan ilerleme yavaş olur. Daha genel olarak demokratik dönüşümler, Brezilya, Şili, Yunanistan, Güney Afrika, İspanya ve Türkiye’de olduğu gibi reformlar için fırsat pencereleri açabilir, fakat reformlar otomatik olmaz” saptaması da yer aldı.

-TÜRKİYE’DE “ERKEKLER DAHA İYİ LİDER” GÖRÜŞÜ 10 YILDA ZAYIFLADI-

Rapora göre, Türkiye’de “erkekler kadınlardan daha iyi siyasi lider olur” algısı son on yılda zayıfladı. “Dünya Değerler Anketi”ndeki veriler baz alınarak “erkekler kadınlardan daha iyi siyasi lider olur” algısında 1994-97 ile 2005-07 yılları arasında meydana gelen değişim değerlendirildi. Türkiye’de 1994-97 arasında erkeklerin kadınlara göre daha iyi siyasi liderlik yapacaklarına inanan kişiler yüzde 66 iken, oran 2005-2007 döneminde yüzde 61’e indi.

Erkeklerin daha iyi siyasi lider olacaklarına ilişkin inançta zayıflama, İsveç, Peru, Uruguay, Meksika, Slovenya, Brezilya, Polonya, Japonya, Bulgaristan, Romanya, Gürcistan gibi ülkelerde de görüldü. Ancak Hindistan’da “Erkekler daha iyi siyasi lider olur” inancı, incelenen on yılda oldukça artarak yüzde 49’dan yüzde 63’e çıktı. Raporda şöyle denildi:

“Dünya Değerler Anketlerine yıllar boyunca verilen karşılıklar siyasette cinsiye eşitliğinde son on yılda olumlu evrime işaret ediyor. Fakat insanlar erkekleri kadınlara ‘daha iyi’ siyasi ve ekonomik liderler olarak görmeyi sürdürüyor. Ve erkeklerin kadınlara göre bir seçimi kazanma şansları daha fazla. Bir kadın adayın parlamentoda koltuk kazanma ihtimalinin, ülkeler arasında önemli farklılıkla birlikte, 0.87 olduğu tahmin edildi. (1 erkeklerin şansını gösterirken kadınların bir seçim yarışmasında başarı olasılığı 0.87’ye eşit.)”

-TÜRKİYE DOĞUMDA ANNE ÖLÜMLERİNİ ÖNLEMEDE BÜYÜK BAŞARI GÖSTERDİ-

Türkiye’de doğum sırasında anne ölümlerinin 2000 yılında 100 bin doğumda 70 olduğunu belirten rapor, “Kendisini iktidara getiren siyasi destekle yeni hükümet, kurumsal reform, hasta memnuniyeti ve daha önce el atılmamış alanlara odaklanma vurgusuyla 2003’te Sağlıkta Dönüşüm Programı üstlendi. Birinci aşama sağlık ve hizmet götürülmemiş alanlara yönelik önleyici tıp alanındaki tahsisat yüzde 58’e yükseldi, hava ambulansları uzak bölgeler için hizmete konuldu, tıp işgücü yoksul bölgeleri daha iyi kapsayacak şekilde yeniden dağıtıldı, şarta bağlı nakit transferleri hamile anneleri doğum öncesi klinik ve kamu hastanelerinden yararlanmaya teşvik etti. 2009 itibarıyla anne ölümü oranı 19.8’e düşmüştü” satırlarına yer verdi.

Avrupa ve Orta Asya ortalamasında her 100 bin doğumda anne kaybı 34 olarak ölçüldü. Türkiye’nin bu alandaki büyük başarısı tescil edilmiş oldu.
Türkiye’de beş yaş altı çocuk ölümleri binde 20’ye indirilerek, yüzde 21 olan Avrupa ve Orta Asya ortalamasından daha iyi bir performans gösterilmiş oldu. Orta Doğu ve Kuzey Afrika ortalaması ise 33 şeklinde hesaplandı.

-EĞİTİMDE KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ-

1997 yılında Türkiye’nin 11-13 yaş, özellikle de kırsal kesimdeki kızlar için eğitimde fırsat eşitliği arayışına girdiği belirtilen raporda zorunlu eğitim süresinin artırıldığı hatırlatılarak şöyle denildi:
“-Temel Eğitim Programı’nın devreye girmesiyle okullara kayıtlar 1.5 milyon arttı. 1991-1997 arasında azalan net okula kayıt oranları, 1997’deki yüzde 86’dan 2002’de yüzde 96 oranına çıktı. Kırsal kesimdeki kız öğrenciler için, 81 ilde en büyük cinsiyet eşitsizliği bulunan dokuz ilde sadece programın ilk yılındaki yüzde 160’lık sıçrama özellikle etkileyiciydi. ‘Cinsiyet’ artık okula kayıtta geri kalan eşitsizliğin küçük bir bölümünü açıklıyor. Ülkelerin büyük bölümünde okula kayıtta yaşanan ayrışma, servetin büyük bir kesim için kısıtlayıcı faktör olduğunu ortaya koyuyor.”

-ÇAĞDAŞ KÖLELİK-

Dünya Bankası raporunda düşük gelirli ailelerde kocaların kadınların kazandığı paraları ellerinden aldığına değinildi, “Türkiye’de nüfusun en zengin beşte birindeki evli kadınların sadece yüzde 2’sinin kazanılmış nakit geliri üzerinde kontrolü yok, kontrolü olmayanların oranı en yoksul beşte birlik kesimde yüzde 28’e yükseliyor” denildi. Yoksul bir ülke olan Malawi’de de en zengin beşte birde, kadınların yüzde 13’ünün, en yoksul beşte birde ise kadınların yüzde 46’sının kazandıkları para üzerinde kontrollerinin bulunmadığı örneği verildi.

-TÜRKİYE’DE 1 MİLYON ÇOCUK OKUMUYOR-

Dünya Bankası’nın “Cinsiyet Eşitliği ve Kalkınma 2012” raporunda Türkiye ile ilgili başka şu bilgiler de yer aldı:

“-2006’da Türkiye’de 6-14 yaş arasındaki çocuklardan 945 bini herhangi bir okulda okumuyor, bunlardan 22 bininin çalışmak zorunda oldukları, 194 bininin ise okul harcamalarını karşılamaya güçleri yetmediği için okula gidemedikleri belirtildi. Söz konusu çocukların binlercesini mevsimlik işçiler oluşturuyor.

İlköğretimden ortaöğretime geçilen kritik 14-15 yaşlarında daha az çocuklu, daha varlıklı ve kentsel bölgelerde yaşayan avantajlı ailelerin çocuklarında okula kayıt yüzde 100 oluyor. Maddi durumu kötü bölgelerde yaşayanlar, çok çocuklu dezavantajlı ailelerin çocuklarında ise oran yüzde 10 düzeyinde.

-Pakistan, Türkiye, Kamboçya ve Jamaika’da, bazen özellikle kız çocuklarının okula gönderilmesi için ailelere para verilmesi uygulaması, kayıtları artırdı. Artışlar oldukça büyük: İlköğretim çağındaki kızlar için Pakistan’da kayıt artışı yüzde 10, Türkiye’de ortaöğretim çağındaki kızlar için kayıtlarda artış oranı yüzde 11, Kamboçya’da kızların ilköğretimden ortaöğretime geçişlerinde yüzde 30 olan artış oranı yüzde 43’e çıktı, Jamaika’da ise okula devam bir ayda 0.5 gün yükseldi.

-Evlilik dışı doğumların toplumda kabul edilmediği Türkiye’de zorunlu eğitimin 1997’de üç yıl artırılıp 14 yaşına çıkarılması, 16 yaşında evlenen kızların oranını yüzde 45; 17 yaşında doğuran kızların oranını ise yüzde 36 düşürdü. Sonuçta evlenen kız ve sahip oldukları çocuk sayılarında değişiklik olmazken, erken evlilik ve hamilelikten kaynaklanan sorunlar eğitim ve sonraki iş hayatında başarıyı azaltıyor.”

-İSTİHDAMIN ÜÇTE BİRİ KIRILGAN-

Rapordaki diğer verilere göre, Türkiye’de toplam istihdamın yüzde 34’ünü “kırılgan” nitelikteki istihdam oluşturuyor. İstihdamın zayıf konumdaki işçilere ait bölümünün oluşturduğu “kırılgan istihdam” oranı Avrupa ve Orta Asya ülkelerinde yüzde 18, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde ise yüzde 37 olarak ölçüldü.

2004-2009 yılları arasında yetersiz beklenen çocukların oranı Türkiye’de 3.5 oldu. Oran Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yüzde 6.8 olarak ölçüldü.

ANKA

Yapılan yorumlardan Haberinyeri.net sorumlu tutulamaz.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
YORUM_ANALİZ