

Tehlikeli Bileşik
TEK bir hafta sonunun Batı basınıyla Türk basınını karşılaştırmak, "Dünya nerede, biz neredeyiz" sorusuna yanıt bulmaya yetiyor.Yakın komşudan başlamak gerekirse, hemen görülüyor ki, Karamanlis 'in Türkiye ziyaretine haber olarak verilen yer ve ağırlık açısından bile Atina basınıyla bizimki arasında dağlar kadar fark var; türban, olayın anlam ve önemini örtmeye yetmiş.İtalya, oradaki hükümet bunalımıyla meşgul. Tam da Batı ekonomisinin çöküntü eşiğinde olduğu sırada Romano Prodi 'nin beş oy farkla düşürülmüş olması herkesi tasalandırmış. Gazeteler bununla dolu.Küresel bunalım tehlikesi, Fransa'da Sarkozy'nin aşkını bile gölgede bırakmış. Gönül ilişkilerine geniş yer yermeye bayılan gazeteler ekonomiyi ön plana geçirmeye mecbur kalmışlar.Şu sıra terör suçları için 28 günlük gözaltı süresini 42 güne çıkarmayı tartışan ve terörle mücadeleye ayrılmış polis ödeneğini arttırmanın rahatlığını yaşayan İngiltere ekonomik bunalım olasılığından rahatsız.The Wall Street Journal'in şu başlığı Amerika'daki telaşı anlatmaya yetiyor; "Ekonomi, ABD'li seçmendeki Irak tasasının da yerine geçti:"Amerika hapşırıp Avrupa aksırınca zatürree korkusu geçiren Türkiye'de ise gazetelerle televizyonlar hep türbanla dolu. Bu yılki Ekonomik Forum'un sorumluluğunu taşıyan Türkiye'de kimse Başbakan'ın oraya gitmeyi göze alamayışındaki temel nedeni bile düşünmek istemiyor. Var mı yok mu, türbanAslına bakılırsa, bu konudaki ağırlık kaymasını bilinçsizlik ve bunca önemli sorun dururken türbanı konu etmeyi sorumsuzluk sayıp medyayı suçlamak yanlış oluyor. Konunun türban olmadığını, basın gibi türbanı eleştirenler kadar savunanlar da biliyor: Özde rejimin ve cumhuriyetin kaderi tartışılmaktadır. Bunu bilmezden gelmek, AKP'nin stratejisi olabilir, ama Cumhuriyetin kaderi söz konusuyken sinip seyirci kalan ve görkemli ama etkisiz duruşlarına toz kondurmayanlar da rahatlatıcı bir yanı olsa gerek bunun herhalde.Ama yine bir Batı gazetesi, Avusturya'nın "Die Presse"si, küresel bunalımı tınmayıp türbanla uğraşan Türkiye'deki asıl tehlikeyi geçen cuma günü yayımladığı renkli tek fotoğrafla anlatmayı becermişti: Dört adam boyu, yerlere kadar inen dev bir MHP bayrağı önünde, yine yerlere kadar inen eteğiyle yürüyen türbanlı bir kadın. Kırmızı zemin üzerindeki beyaz "üç ay"ın her biri kadından büyük. AKP-MHP yakınlaşmasındaki temel tehlike, ümmetçilikle milliyetçiliğin, yani aslında birbirinin zıddı iki akımın yan yana gelişi, amonyumnitrat bileşiği gibi, korkunç patlamalı bir karışım oluşturmuş sayılmaz mı? Mümtaz SoysalCumhuriyet













