|
Son Tango
11-09-2008 03:18
Türkiye'de işler karışıyor. Yolsuzluk iddialarının ayyuka çıkması ve sürekli saklanan bazı gerçeklerin ortaya çıkması, kendilerini ''AK'' olarak göstermek isteyenlerin oyunlarını bozmasıyla birlikte suçlu psikolojisinin en belirgin özelliklerinden birisi olan ''Suçu örtbas için başkalarını suçlama'' huyunun bir örneğini de gözler önüne seriyor.
Deniz Feneri ve Şaban Dişli'nin çaldıklarıyla yeni bir yolsuzluk dönemi çıktı. Şimdi herkes özellikle AKP'li belediyelerin sorumlu olduğu ihbarlar yağdırıyor. Bunların hepsi gerçektir ya da yalandır demek zor ama içlerinden çoğunun %100 doğru olduğuna eminim. Bu iddiama dayanak olarak da bir atasözünü yazıyorum.''Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.
Deniz Fener isimli dolandırıcı derneğin yediği nanelerin Alman polisi tarafından ortaya çıkarılması ve tutuklananların suçlarını bülbül gibi ötmesi yeni bir skandalın daha kapısını açtı bizlere. Bu olayın Türk medyasında yer alması nedense Başbakan'ın ve berisindekilerin hoşuna gitmedi. Olaya bakın: Yakalayan Alman polisi, yargılayan da Alman yargısı ama AKP'ye medyaya çatıyor. Utanmasalar polise ''Niye yakalıyorsunuz ne güzel çalıyorlardı'' diyecekler.
***
Medyada hedef Aydın Doğan, son olaylardan sonra iyice bocalayan Erdoğan çareyi sağa sola sataşmakta buldu. Son birkaç gündür öyle ayarsız açıklamalar yaptı ki artık demokratlık maskesiyle onu ve partisini savunanlar bile ''Yeter'' dedi. Avrupa Birliği yetkililerinden eleştiriler yükseldi. Ortaya çıkan görüntü bazılarında soğuk duş etkisi yaptı. Şöyle bir olan bitene bakıp kafalarını kaşımalarına sebep oldu.
Ne diyor Erdoğan: ''Senin maaşlı köşe yazarların var, silahşorların var, benim o kadar köşe yazarım, silahşorum yok!”
Gülünç bir açıklama. Bugün medyada AKP'yi savunanların sayısının ne kadar olduğunu söylememize gerek yok herhalde. Bir de benim o kadar yok demiş. Gülünç, komik.
Bakın bu açıklamaya tecrübeli gazeteci Hasan Pulur Milliyette'ki köşesinden nasıl cevap veriyor: Eğer, hedef bizsek, bizlersek “Maaş almayıp ne alacaktık?” söyler misiniz?
“Benim o kadar köşe yazarım yok!” dediklerine göre, “bir miktar köşe yazarı, silahşoru” olduğunu kabul ediyorlar.
Peki bunlar, maaş almayıp ne alıyorlar?
Çakıl taşı mı?
Pir aşkına mı çalışıyorlar, yazı yazıyorlar?''
Bu şartlarda bazı gazeteciler de artık ''Pes'' diyor. Bunlardan birisi de Fatih Altaylı. İlk çıktıkları dönemde AKP'yi savunan sonra da bin pişman olan Altaylı Sabah'tan ayrıldıktan sonra açtığı kişisel sitesinde okularına sesleniyor: ''Kesinlikle yanlı meslekteyim. Bu ülkede, bu işi yapmanın hiç ama hiç alemi yok. Gazetecilik, yazarlık. Saçmalık. Bunu her gün bir kez daha anlıyorum.''
***
Siyaset - Medya gerilimi yükselirken Türkiye 2008'de hala karanlık düşüncelerle uğraşmaya da devam ediyor. Alanya'da Demokrat Parti cephesinden gelen bir öneriyi AKP üyeleri hemen sahiplendiler. Neymiş, turistler bikiniyle, mayoyla gezmesinlermiş. -Bak sen!- Yaz günü paltoyla mı gezecekler? Bu saçma öneriye bahaneleri hazır. Ramazanda rahatsız oluyorlarmış.
Oruç bir nefis işidir. Nefsi ölçmek için oruç tutuluyor. Yani sokakta 2 tane bikinili kız gördü diye orucunu bozan sapıklar hiç tutmasın daha iyi. Bakın bu mezvudan nedense hep AKP ve o kafadaki adamlar şikayetçi. Bununla da kalmıyorlar, Alanya Belediye Meclisi'nin AKP'li bir üyesi mayoyla gezen iki turisti sorguya çekiyor sokak ortasında. Ne cürret! Şimdi o turist kendi ülkesine gidecek orada tanıdıklarına ''Mayo giydim diye bana hor davrandılar'' diyecek. Oradakiler de Türkiye'yi kara çarşaflıların gezdiği, baskıcı bir ülke zannedecek. Tıpki Fenerbahçe'li futbolcu Daniel Guzia'nın bir söyleşide verdiği cevaptan anlaşıldığı gibi.
Artık şurasını biliyoruz ki AKP kafası kendini gizleme gereği görmüyor. Kendi sığ görüşleri için ülkemizin uluslarası imajını tehlikeye atmaktan da çekinmiyorlar.
***
Dün Avrupa'nın gözü önemli bir deneydeydi. Big Bang'i tekrar yaratmak ve böylece evrenin bilinmeyenlerini açığa çıkarmak adına uzun süredir hem maddi hemde manevi olarak ummalı bir çalışma sürdürülüyordu. Dün bu deneye adım atıldı. Bilimadamı gönderen ülkelerin arasında Türkiye yok. Ne yazık ki katılımcı tek ismi geçtiğimiz Kasım ayında hala nedeni bilinemeyen bir uçak kazasında kaybettik.
Dünya bilim ve teknolojiyle aydınlığa ulaşmak için uğraşırken biz hala sığ sularda yüzmeye devam ediyoruz. AKP'yle iyice geriye gittik. Borçlandık. Ülkemizin imajı sarsıldı. Şimdi tüm bu olanlar üzerine hala kendilerini savunacak yüzü bulabiliyorlar kendilerinde.
AKP ya da onlara yakın bir kurum hakkında en ufak bir iddia çıktı mı birden hiddetleniyorlar. Ucunun kendilerine değeceğini çok iyi biliyorlar. Sinirleri bundan. Eleştirel medyaya tahammülleri yok. Eleştirel yazarlara ve onları çalıştıranlara tahammülleri yok.
Ne de olsa onlar demokrat, herşey mübah...
Özgün Kaplama
188 defa okundu.
Habere Yorum Ekle |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
Anket
|
|
Chp Esenyurt Belediye Başkanı Kim Olmalı?
|
|
|